Çandır
>

MÜRŞİDE YOL VERİN BİZDE VARALIM

CANDA OLAN OL CAN NURU GÖRELİM

İLMİ KUR'AN OKUYALIM BİLELİM

İLMİ VEREN BİR ALLAH IM VAR BENİM

Nakşibendi Üveysi Ders Tarifesi

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

» Çandır



Çandır Yozgat

Tarihçe


        İlçenin tarihçesi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte Hititler dönemine kadar uzanan bir yerleşim yeri olduğu sanılmaktadır. "Yine tarihi kalıntıların gösterdiğine göre Bizans döneminde de Çandır bir yerleşim yeridir. Daha sonra sırası ile Selçuklular ve Anadolu Beyliklerinden Dulkadiroğluları tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.

 Kurtuluş Savaşında İlçemiz

İlçemizin Kurtuluş Savaşındaki Durumunu anlamak için o dönemin genel yapısına bakmak daha ayrıntılı bilgi edinmemizi sağlayacaktır.

Kurtuluş Savaşında Yozgat

                Yozgat, ülkemizin, mütareke ve milli mücadele yıllarında adını önemle duyuran iller arasında yer almaktadır. Yozgat (Bozok) bu dönemde, yabancı güçlerin işgaline uğramamasına rağmen tanık olduğu ve Kuva-yı Milliye’yi hayli zor durumda bırakan bir isyan nedeni ile ön plana çıkmıştır.

                Yozgat, Kurtuluş Savaşı’nda merkezi Ankara’da bulunan 20. Kolordu’nun denetimi altında bulunmaktaydı. Gerek Yozgat’ın yeni Mutasarrıfı Necip Bey, gerek se Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın Kuva-yı Milliye hareketi karşısındaki olumsuz tutumları ve engellemeleri nedeniyle, Sivas Kongresi günlerine kadar Yozgat’ta direnişle ilgili önlemli bir gelişme olmamıştır. Ancak, Muhittin Paşa’nın 19 Eylül 1919’da Kuva-yi Milliye’ce tutuklanması Necip Bey’in de 20 Ekim 1919’da Heyet-i Temsiliye’nin isteği üzerine görevden alınmasıyla bu durum değişmiştir.

                Anadolu’nun her yanında olduğu gibi, Yozgat’ta da Milli Mücadele’ye yönelik örgütlenmeye gidilmiştir. Kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Yozgat Şubesi’nin başına Başçavuşzade Ahmet Efendi getirilmiştir. Şubenin diğer Yönetim Kurulu üyeleri arasında Müftü Hulusi Efendi, Çapanoğlu Edip ve Celal Bey’ler de yer almışlardır. Ancak, yönetim kurulunun kendi içerisinde bir beraberlik oluşturamadığından dolayı, yönetim kurulu üyeleri özellikle de
Mehmet Hulusi Efendi’yle Celal ve Edip Bey’ler arasındaki sürtüşme Milli Mücadele’nin yazgısını etkileyecek ölçüde sonuçlar doğuran “Çapanoğlu İsyanı”nın da nedenlerinden birisini oluşturmuştur.


Cumhuriyet Döneminde Yozgat

                Yozgat, Cumhuriyet öncesi kurulan altmış vilayetten birisi olup, başlıca kaza merkezleri; Merkez, Akdağmadeni ve Boğazlıyan’dan ibarettir. Uzun süre “Bozok” adını taşıyan İl, Yozgat Milletvekillerinden Süleyman Sırrı İÇÖZ’ün 25 Haziran 1927 tarihli teklifi üzerine “Yozgat” adını almıştır. Daha sonra Sorgun’un da ilçe olmasıyla ilçe sayısı merkez dahil dörde çıkarılmıştır (1928). Yozgat’ın, bu dönemde dört ilçe ve 10 ‘u nahiye olmak üzere toplam 636 yerleşim yeri mevcuttur.

Zamanla yeni ilçeler kurulmuş ve ilçe sayısı merkez ilçeyle birlikte 9 olmuştur. Bu ilçeler; sarasıyla; Merkez, Akdağmadeni, Boğazlıyan, Sorgun, Çekerek, Şefaatli, Sarıkaya, Çayıralan ve Yerköy’dür. 1990 Yılında çıkarılan bir kanunla; Aydıncık,Çandır, Saraykent, Kadışehri ve Yenifakılı da ilçe olunca ilçe sayısı merkez ilçeyle birlikte 13 rakamına ulaşmıştır.

Çandırın İlçe Oluşu

Çandır 1930 yılında Belediye, 1948 yılında Bucak ve 20 Mayıs 1990 yılında da ilçe olmuştur. 15.07.1991 tarihinde ilk Kaymakamın göreve başlamasıyla hukuken kazanılan ilçelik vasfı fiilen uygulamaya geçmiştir.

İklimi - Bitki Örtüsü

İlçemizde yurdumuzun büyük bir bölümünü etkisi altında tutan, karasal iklim özellikleri görülür. Yazları sıcak (+ 35 dereceye kadar) ve kurak, kışlar ise soğuk ( -37 dereye kadar) ve kar yağışlı geçer. Yağmur en fazla ilkbaharda Mart-Nisan aylarında. Sonbaharda ise Eylül-Ekim- aylarında yağar. Ortalama yıllık yağış tutarı metrekareye 370 milimetre küptür. Yaz aylarında yağan yağmur ortalaması 6.5 milimetredir, ilçemizde don olaylarından dolayı Ekim ve Kasım aylarına kadar mahsuller zarar görmektedir. Bu nedenle de Sonbahar erken donları ve ilkbahar geç donlarından dolayı ürün ekim ve dikimleri gecikmekte. Hasat erken yapılmaktadır. 2.5–3 aya sığdırılan üretim süresinde ancak bir ürün alınabilmektedir. Ayrıca ilçemizde dolu yağışları da görülmektedir.

        Bitki örtüsü olarak İç Anadolu’nun hakim bitki örtüsü olan bozkırlar hakimdir. Sulanabilen vadi boylarında kavak ve söğüt ağaçları, üzüm bağları ve meyve ağaçları ilçenin diğer bitki örtüsünü oluşturmaktadır.

 

Coğrafya ve Yeryüzü Şekilleri

 

İlçemiz, İç Anadolu Bölgesinin Orta Kızılırmak Bölgesinde yer alan 35–36 derece doğu meridyenleri ile 39-40derece kuzey paralelleri arasında yer alır. Kuzeyinde Sarıkaya ilçesi, güneyinde Felâhiye ilçesi, doğusunda Çayıralan ilçesi ve batısında da Boğazlıyan ilçesi bulunur. Denizden yüksekliği 1225 metredir. Toplam 173 km2 yüzölçümü sahiptir. 

        İlçe merkezi düz bir alana kurulmuş olup, etrafı, yüksek olmayan tepelerle çevrilidir. Bu tepeler küçük dere ve çaylarla parçalanarak platolar oluşmuştur. En önemli yükseltisi Gevencik Dağı ( 1607 m) dır. Ayrıca Güllü dağı, Seğmen tepe, Beş tepeler, Akbayır ve Keldağ ilçenin diğer engebeleridir.

Adının Kaynağı

Çandır adı rivayete göre daha önceleri " can kadar güzel, can gibi değerli" anlamına gelen "Candır " kelimesinin değişmesi sonucunda oluşmuştur. Çandır. Yerleşim yerinin uygunluğu nedeni ile tarihi boyunca hep yerleşim yeri olarak kaldığı gibi Cumhuriyet döneminde de çevreye göre kalabalık nüfuslu bir kasaba niteliğini korumuştur.

ÇANDIR'A HAS SÖZLER

·         oturdugu ahır sekisi, çagırdıgı istanbul turküsü

·         deh demeden yürümeyen at, buyurunca tutmayan evlat, kocasından sonra kalkan avradın varsa ! nörecin ölümü gir agla çık agla.         

·         vardıgın yer kör ise gözünü kırparak bak.

·         varışına galişim, tarhana aşina bulgur aşım

·         ne istiyon bacından , bacın öluyor acından

·         taş beleş, kuş beleş, at taşı vur kuşu

·         unsuz evin eşki hamurunu yemek

·         kaynamadan karılıp, çignemeden çürümek

·         aştan çıkmaz kel çömçe

Çandır Mutfağı

Arabaşı Çorbası, Türk mutfağından bir çorbadır. Çorbanın özelliği ekmek ile birlikte değil, beraberinde hamur yutularak yenmesidir. Bu lezzetli yemek en çok Şereflikoçhisar ve Çandır ilçesinde yapılır ve yaşlılar bu yemeğe âli aşı derler. 
      
Doğu Anadolu'dan başlayıp İç Anadolu ve Ege bölgesinin içlerine kadar uzanan bir hat üzerindeki coğrafyada bilinen ve hala yaşatılan bir yiyecektir. Köken itibari ile İç Anadolu'da doğmuştur. İlk örnekleri tavşan etiyle, sonraki örnekleri tavuk etiyle yapılan bu çorba, soğuk geçen kış akşamlarında misafirle birlikte yenmekte, yalnızca un, su ve biraz da tuz eklenerek pişirilen hamur çorbayla yutularak tüketilmektedir.  Maliyeti çok düşük olduğundan bir zamanların yoksul Anadolu'sunun yaratıcılığını temsil eder. 
      Sanıldığı gibi Arap'larla ilgili bir yemek değildir. Arada bir gelen misafirle yendiğinden, "Ara-Aşı" bileşik kelimesinin zamanla değişmesinden isim aldığı düşünülmektedir. Arabaşı Yozgat ve Kayseri'in Türkmen ağırlıklı ilçelerinde ve civarında içilir. Çorba, tavuk, hindi veya av kuşlarının eti, Tereyağı, un, salça ile bol acılı yapılır, piştikten sonra limon ve kırmızıbiber veya karabiber eklenir.


Yozgat İlçeleri

Akdağmadeni     Aydıncık     Boğazlıyan     Çandır     Çayıralan     Çekerek     Kadışehri     Saraykent     Sarıkaya     Sorgun     Şefaatli     Yenifakılı     Yerköy