Devrek
>

MÜRŞİDE YOL VERİN BİZDE VARALIM

CANDA OLAN OL CAN NURU GÖRELİM

İLMİ KUR'AN OKUYALIM BİLELİM

İLMİ VEREN BİR ALLAH IM VAR BENİM

Nakşibendi Üveysi Ders Tarifesi

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

» Devrek



Devrek Zonguldak Tarihi

Eskiçağlardan itibaren köklü bir geçmişi olan Devrek, bölgenin sosyal ve kültürel yükünü diğer yakın komşuları ile birlikte yürütmekte idi. Bu bağlamda Devrek, en erken Erken Kalkolitik Çağ’da (MÖ 5500) yerleşmeye sahne olmuş ve İlk Tunç Çağı’nın sonlarına kadar bu durum devam etmiştir. MÖ 2000 yılından itibaren Hellenistik Döneme kadar ‘Karanlık Çağ’ olarak adlandırdığımız bu yıllarda, bir yerleşmenin söz konusu olmadığı Devrek’in, Hellenistik Dönemden itibaren iskâna maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Devrek ve çevresinde Hitit yerleşmesi söz konusu değildir.

Devrek’te, Selçuklu Dönemine ait herhangi bir eser ile karşılaşmamamız Devrek’in bu dönemi hakkında bir şeyler söylememizi zorlaştırmaktadır.

Osmanlı sultanı III. Ahmed dönemine ait 5 Mayıs 1706 tarihli bir Osmanlıca belgede (C.EV. dosya no:469, gömlek no: 23712) Hızırbey İli namıyla Devrek kastediliyor. Ancak belge bu tarihe ait, fakat vesika Hızırbey İli’nin bahsi ile Beyazıt Hüdavendigar (1389-1402) döneminde, şimdiki Devrek ve Çarşamba/Çaycuma nahiyesi ima edilerek burada, bu sultan döneminde Şeyh Hüseyin’e vakıf olarak tesis edilen Başsız Yoğurt karyesindeki bir mezradan söz ediliyor. Dolayısıyla şu andaki bilgilerimiz ışığında Hızırbey İli adıyla Devrek’in, Osmanlı döneminde Yıldırım Beyazıt devrinde var olduğunu söylemekte hiçbir beis yoktur. Bu bilgiler "Yerel Tarih Bakış Açısı İle Osmanlı Dönemimde Devrek ve Çevresi (Zonguldak, Krd. Ereğli, Çaycuma , Safranbolu, Bartın) Tarihi, (Editör: G. Karauğuz) Konya, 2011" adlı eserden derlenmiştir.

Coğrafi yapısı

iç kesimlerinde, Zonguldak İl Merkezinin 60 km güneydoğusunda bulunmaktadır.

İlçenin Deniz seviyesinden yüksekliği 100 metredir.

İlçenin Yüzölçümü 1080 km2'dir.

Devrek İlçesi etrafı dağlarla çevrili çukur bir alana kurulmuştur. Başlıca Dağları: Batısında Babadağı, Güneyinde İlçenin en yüksek dağı olan Göldağı, Güney doğusunda Akçasu ve Yenice Dağları, Eğerci yöresinde Aksu, Karadere ve Kuşkayası Dağları vardır.

İlçenin en önemli yaylası Eğerci Bölgesinde bulunan Aksu yaylasıdır. En yüksek tepesi 925 metre olan Dorukan Tepesidir.

İlçenin en önemli akarsuyu Devrek çayıdır. Devrek çayı,Bolunun Abant dağlarından doğup büyük su adını alır. Yeniçağdan ve Dirgine yakınlarından katılan iki önemli koldan sonra Devrek Çayı adını alır. Çomaklar Deresi ve birkaç ufak dere de bu çaya katıldıktan sonra Gökçebey İlçesi yakınlarında Karabükten gelen Soğanlı Çayının devamı olan Yenice Çayı ile birleşerek Filyos Çayını meydana getirip, Filyos Bucağında Karadenize dökülür.

İlçe sınırları içinde Türkiye'nin en zengin orman alanları yer almaktadır. Bu ormanlar iğne yapraklı (Çam), Yayvan yapraklı (Meşe), ağaçlarından oluşmaktadır. Ormanların eteklerinde meşe ağaçlarına rastlandığı gibi bazı köylerde bu meşelikler koruma altına alınmıştır. İlçemizde en çok bulunan ağaçlar ; Köknar,Kayın,Meşe,Çam,Karaağaç,Kestane ve Ihlamur ağacıdır.

İlçenin iklimi genellikle Karadeniz İklimi özelliklerini gösterir. Yazları serin,kışları ılık ve yağışlıdır. Yıllık yağış miktarı ortalama l7O metrekare/kg.dır. En sıcak yaz ortalaması 24-26 derece,en düşük ay ortalaması ise 5 -7 derecedir. Dört mevsim yağışlı geçmektedir.

Ekonomisi

İl merkezine ve Ereğli lçesine bağımlı yaşamaktadır. Halkın çoğu Ereğli'ye demir çelik fabrikalarında çalışmak için göç etmiştir. Devreğin yakılarında bulunan Yedigöller Milli Parkı ve Bostandüzü Mesire Yeri bölge ticaretini artıran unsulardır.Devreğin başlıca sanayi kuruluşları şunlardır:

CİLAS KAUÇUK(Kauçuk Ürünleri Endüstrtisi)

BAŞOĞLU (Orman ve Ağaç İşleme Endüstrisi)

AYANOĞLU A.Ş.(Salyangoz İşleme Endüstrisi)

DEVMER (Mermer Ürünleri Endüstrisi)

ÇANAKÇILAR A.Ş. (Banyo Mobilyası Üretir)

Şive

Devrek ilçesinde kullanılan Türk şivesinin Batı Anadolu ağızları içindeki konumu Prof. Dr. Leyla Karahan'ın Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması (Türk Dil Kurumu yayınları: 630, Ankara 1996) adlı çalışmasına göre şöyledir: