Erzurum Fıkraları
>

MÜRŞİDE YOL VERİN BİZDE VARALIM

CANDA OLAN OL CAN NURU GÖRELİM

İLMİ KUR'AN OKUYALIM BİLELİM

İLMİ VEREN BİR ALLAH IM VAR BENİM

Nakşibendi Üveysi Ders Tarifesi

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

» Erzurum Fıkraları



BOY KÖYNEGİ

BU BİR NUTUKDUR


Seks filmleri furyasında Erzurumlu kadınlar çeşme başında konuşuyorlar : 
-Vıışşşş Sinamaci Möhettinin gözi kor ola.. Herif  eve gelir gözleri 
dönmüş.. Vallah sandıhda boy köynegim galmadi !
-He anam he bizimki de ele....”

DALAN GUDİK DIRMANİR


Omuzları tilki kürklü bir hanımefendi Cumhuriyet caddesinde yürürken dadaşım 
yanına gelir: 
- Baci ,baci dalan gudik dırmanir. 
Kadın kendisine laf atıldığını düşünerek: 
-Terbiyesiz, der. 
Dadaşım bozulur : 
- Benene kıtlarsa kıtlasın !   

SUÇUMUZ NE?

Tebrizkapı'da kaldırıma yaslanarak zorla durabilen kamyonu görünce Trafik Polisi hemen yanaştı:
-Hoop hemşerim, burada durmak yasak!
-Aman terpetme gurban olim, frennerim dutmir.
-Senin farların da kırık?
-Mehellenin pijleri...
-Silecekler de yok?!
-Vış, ahan ben de yeni gördüm.
-Ehliyet ruhsat lütfen.
-Vallah rühset yok, ne yalan diyim. Ehliyet de emim de.
-Peki, sana elli lira ceza yazıyorum.
-Gurban olim polis bey, ahan vermesine verah da, suçumuz ne?

İKİ POHLİ YUMURTA

Vali Erzurum'un köylerini ziyarete gidiyor. Bir köyde kendisine bolca yumurta kayganası ikram ediliyor. Vali çok memnun oluyor ve
nezaket icabı şöyle diyor:
-Muhtar ne zahmet etmişsin, bu kayganaya gerek yoktu, ayran yeterdi..
Muhtar:
-Ne zehmeti vali beg, içine tükürim, iki pohli yumurta, ne gıymeti, afiyet olsun...

Pasinlerin kurtuluşunda Belediye Baskanvekili Sabih Pasin  heyecanlı bir nutuk çekiyor :
-Ermeniler saldırdi, ahan bu ot yığınlarına kadar geldiler, biz 
saldıranda da ano çeşmenin yanından kaşdı cannarıni zor gulturdular.
Nutku dinleyen ve o günleri yaşamış yaşlı bir kadın itiraz edip:
-Ola Sebih atma atma.. Sen ne annadirsan, sen o günleri gördün mü ki, diye sorar.
Buna sinirlenen Başkanvekili
- Pohh yeme Behile, bu bir nutuktur! Ne söyler söylerem.!

BEDİRA


Radyo yeni icat edilmişti. Köyün birinde evdeki radyoya büyük hoperlörlerden
birini bağlayıp dış duvara asmışlardı. Oradan geçen köylü  çalan müziği
dinlemiş dinlemiş  hayretle:
-İcatta icat gardaş, bedira da gonişir! 

SİTAVUH


Erzurum’lu İstanbul’da gezerken hele bir de ano diskoya gidim demiş. Kapıdaki bekçi: 
-Damsız girilmez,  yasak, deyince: 
-Gardaş benim damım Erzürümün Sitavuh  kövünde.Hoç altına gındıllik tahacah halım yoh!

BENNAM DAĞLARI

Erzurum’un en yüksek dağları  hangisidir,  yazılı sorusuna bir öðrenci  “bennam  dağları“ 
 cevabını yazmıştı. Öðretmen sınıfta çocuğu  kaldırıp sordu : 
-Oğlum nereden çıkardın  Bennam dağlarını?
Erzurumlu  olmayan öğrenci mahcup bir edayla : 
-Öðretmenim, soruyu bilmeyince yanımdakine sordum “BENNAM“ diye cevap verdi. 

 

DALIMIZ GIZSIN

YOLÇİ


Erzurumlu cehennemi boylamıştır ama şikayetçi değildir. Hatta memnundur. Kapıyı sık sık açan ve açık bırakanlara rica eder:
-Aman, nevolur kapıyi mökkem örtün de bir dalımız gızsın.

VIŞŞŞ SENE NE


Trafik lambaları şehre yeni konulmuş.Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen teyzeyi durdurur:
-Teyze teyze dur nereye gidiyorsun?
Vışşşş devamsız, sene ne? Eltimgile gidirem, erimin de heberi var!

FARZET Kİ

Erzurum’da   birisi  tanıdık bir köylü dostuna misafirliğe gider. Ev
sahibi izzet ikramda bulunur. Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur yer
elması getirir. Bu kadar çok ikramdan mahcup olan misafir :
-Ağa ne zehmet ettin, bunlara ne lüzum vardi, deyince, köylü:
- Ne zehmeti efendi farzet ki müsürlüge töhmüşem öküzler yiyir ! 

NE TİLKİSİ

Tebrizkapı civarında bir camide müezzinlik yapan Emin Hafiz, darlandıkça uydurduğu firkete ile yardım kasasından kağıt paraları aşırmaktadır.
İmam Efendi, kasadan sürekli bozuk para çıkmasına bir anlam veremez ve işi kolaçan ettiğinde durumu anlar. Münasip bir lisanla bunu Emin Hafiz'e söyler:
-Hafiz, diyirem ecep bu kasaynan bir tilki mi oynir?
Tilkiliği kendine yediremeyen Emin Hafiz, elini yumruk yapıp göğsüne vura vura:
-Ne tilkisi Hocam, bu aslan bu aslan!

 
Saf bir Erzurum'lu şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken mola yerinde otobüsünü şaşırmıştı. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslendi:
-Dadaşlar hele bir bahın ben bu otobusun yolçusu miyam?

İT GIRHİRAM

Eskiden İstanbul'dan Erzurum'a Trabzon üzeri vapurla gelinirdi. Trabzon'dan otobüse binene yolcular Aşkale'de araba bozulduğu için uzun bir beklemeye girmişlerdi. İstanbullu bir yolcu fırsattan istifade berbere girmiş traş oluyordu. Bu arada biri kafasını dükkana uzatıp:
-Yusuf emi neyidirsen?
-Neyidim oğul, ahşama geddin it gırhiram!

SAKO

Bir kış gecesi Emin Hafizin kayınbiraderi çocuklarıyla gezmeye gelir. Gece uzundur, ikram izzet gerekir ama evde hiç bir şey yok! Emin Hafiz, karısına "sen misafirlerle ilgilen" der, hemen asılı olan kaynının "sako"sunu aldığı gibi en yakın kahvede onbeş liraya okutur. Et, meyve, çerez ne lazımsa alır gelir. Karısı da sevinçle pişirir, ikram eder. Yer içerler. Geç vakitte kalkmak isterler.Kayınbirader seslenir:
-Baci hele sakomi getir biz gahah.
Kadın arar ama sakoyu bulamayınca:
-Ağabegi senin sakon var miydi?
-Eşşeggızi, zehmeri güni caket gatına mi geldi, der.
Birden herkesin jetonu düşer ve hep birden Emin Hafiz'e bakarlar. Emin Hafiz istifini bozmadan:
-Gavatın oğli dolmalari üçer üçer yudanda eydi hemi!

Erzurum Fıkraları    Erzurum Fıkraları   Erzurum Fıkraları