Galata Beşiktaş Sarıyer Camileri
>

MÜRŞİDE YOL VERİN BİZDE VARALIM

CANDA OLAN OL CAN NURU GÖRELİM

İLMİ KUR'AN OKUYALIM BİLELİM

İLMİ VEREN BİR ALLAH IM VAR BENİM

Nakşibendi Üveysi Ders Tarifesi

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

» Galata Beşiktaş Sarıyer Camileri



Abbas Ağa Camii

Abbas Ağa Camii İstanbul'un Beşiktaş ilçesi'ndeki Abbasağa Mahallesi’nde yer alan bir Osmanlı camisidir. Mahalleye adını vermiştir.

Darüssaade Ağası (Kızlar Ağası) Abbas Ağa tarafından 1655'te inşa edilmiş, padişah II. Mahmut zamanında tamir edilmiştir. Duvarları kagir ve çatısı ahşap olan camide Hünkar mahfili vardır. Ayrıca caminin yanında 1637 tarihli çeşme bulunur


Ali Paşa Camii

Ali Paşa Camii, Tokat şehir meydanın da bulunan ve aynı ildeki en uzun geçmişi olan Camii olarak bilinir. II.Selim zamanında 1572 yılında yaptırılan camiinin önünde asırlık bir ağaç bulunmaktadır. Ayrıca bölge halkı arasında Meydan Camiinin kapısı Ali Paşa Camiinin yapısı da Camii için denilmektedir. Camii'nin tek kubbesi vardır. Osmanlı komutanın ismini aldığı Ali Paşa'nın oğlu ve eşinin mezarı da bulunmaktadır.


Arap Camii 

Tarihçe

Galata kentsel dokusunda beton bloklar arasında, sivri külahlı hayli yüksek kare biçimli kulesiyle hala fark edilebilen Arap Camii; fetih öncesinden kalan İstanbul'un tek Gotik kilisesidir.

İstanbul’da ilk ezan sesinin yükseldiği yer 717 yılında yapılmış olan İstanbul’un ilk camii hüviyetini taşıyan Arap Camiidir. İstanbul’un Fethi için M.S. 717 yılında gelmiş olan Müslüman Arap kumandanlarından ve sahabe neslinden meydana gelen bir ordu başında Mesleme Bin Abdülmelik adındaki komutan; Galata’da Bizans semalarına ilk Ezan-ı Muhammedi sesinin yükseldiği bir Camii yaptırmış ve adına da Arap Camii denilmiştir. Hicri 95 Senesinin Zilhicce ayında 15 Ağustos 717’e Mesleme Bin Abdülmelik; Karadan bir ordu, denizden kuvvetli bir donanma ile Bizans’ı kuşatmıştır. Muhasara bir yıl kadar devam etmiş ancak Constantinople alınamamıştı. Ama Galata zaptedilmiş ve fethedilmişti. Mesleme ve İmparator Leon arasında varılan bir anlaşma sonucu Arap mescidi inşaa edilmiş ve ibadete açılmıştır. 7yıl kadar İstanbul’da kalmış olan Arap Müslüman Ordusu ibadetini burada yapmıştır. Daha sonra Şamda çıkan bir isyan üzerine Arap ordusunun Şam’a gitmesi üzerine Dominiken Papaz ve Rahipleri burasını kilise haline sokmuş, şimdi minare olarak kullanılan çan kulesini bu esnada de ilave etmişlerdir. 1453 İstanbul’un Fethinden Sonra Kilise Camiye çevrilerek öndeki mihrap ve minber ilave edilmiş ve Osmanlı kayıtlarında yine Arap Mescidi ismini almıştır.

Dördüncü Haçlı Seferi'nde Kudüs yerine Konstantinopolis'i ele geçirmeyi amaçlayan Katolikler, 1200'lerin başlarında Pavlus'a adadıkları bir kiliseyi ve yanına Dominiken Mezhebine bağlı bir manastırı Galata'da yaptırmışlardır. Papaların da yakın ilgisini çeken bu manastır ve kilise, bir süre sonra mezhebin kurucusu olan "San Domeniko"nun adının da eklenmesiyle tanınır: San Paolo ve San Domeniko

1475'te Fatih, kiliseyi camiye çevirerek vakfına katmıştır. Yirmi yıl sonra da, İspanya'dan çıkartılan Endülüs Arapları'nın bir kısmının, çevredeki mahallelere yerleştirilmesiyle cami, "Arap Camii" olarak tanınır. Caminin Araplara mal edilmesinin bir nedeni de, minareye çevrilen eski çan kulesinin 714'te Şam'da yaptırılan ünlü Emeviye Camii'nin özgün minaresini çağrıştırmasıdır.

III. Mehmet ve I. Mahmut'un annesi Saliha Sultan ve II. Mahmut'un kızı Adile Sultan değişik dönemlerde Cami'yi onartmış; hünkar mahfili, sebil, çeşme, şadırvan gibi ögeler ekletmişlerdir. Özellikle Saliha Sultan'ın yaptırdığı onarımdan sonra caminin iç düzeni, mahfillerin, mihrabın barok ahşap tasarımlarıyla hayli değişmiş, tiyatral bir görümün egemen olmuştur.

1913-1919 yılları arasındaki kapsamlı onarım sonucu yapı yeniden büyük bir değişime uğrar: Avlu duvarı yıkılır, Cami genişletilerek yeniden yaptırılır. "Arabesk" bir son cemaat mahalli ekletilir. Döşeme altında kalan yüzü aşkın Latin soylusunun mezar taşları müzeye taşıtılırken, mihrabın yanındaki "Mesleme'nin Çilehanesi", "Arap Baba Merkadi" ve çevrede sahabelere ait oldukları ileri sürülen birkaç kabir de Arap kimliğini daha güçlendirerek vurgular. Yapı her ne kadar büyük ölçüde İslamlaşmış (Osmanlılaşmış) ise de, dikkatli bir göz, çok az da olsa Gotik geçmişini belgeleyen birtakım mimarî ögeleri fark edebilir. 


Bebek Camii

Bebek Camii ya da resmî adıyla Hümayûn-u Âbad Camii, Beşiktaş'ın Bebek semtinde yer alan tarihî bir camidir. Bebek Koyu kıyılarında, Bebek İskelesi'nin hemen yanında bulunur. 1912 yılında Mimar Kemalettin tarafından, daha önce Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış bir caminin yerine kesmetaş kullanılarak yapılmıştır. Neo-klasik akım içinde değerlendirilir. Kubbesi sekiz kasnak üzerine yapılmıştır. Bu büyük kubbe yanlardan dört yarım kubbe ile desteklenir.


Dolmabahçe Camii

 Dolmabahçe Camii, Sultan Abdülmecit'in annesi Bezmialem Valide Sultan tarafından başlatılıp ölümü üzerine Sultan Abdülmecit tarafından tamamlanan ve tasarımı Garabet Balyan'a ait olan bir yapıdır.

Asıl adı Bezmialem Valide Sultan Camii olan ama konumu nedeniyle Dolmabahçe Sarayı bütünü içinde düşünülüp birlikte anılan Dolmabahçe Camii, iki yılı aşkın bir yapım süreci sonunda 23 Mart 1855’te bir cuma töreniyle ibadete açılmıştır.

Caminin en belirgin biçimsel özelliği net bir kurgu ve geometriye sahip olmasıdır. Cami ve hünkar bölümleri, işlevlerine de bağlı olarak ayrı ayrı tasarlanmış ve sonra birleştirilmiş gibidir. Cami, kare planlı alt yapı üzerine kubbeli ve yüksek bir kitledir. Hünkar bölümü ise, dikdörtgen planlı prizmatik ve daha alçak bir kitledir. Bu iki kitle, caminin kuzey cephesi yönünde bitiştirilirler. Bu yapıdaki geometri egemen tasarım, ampir üslubunun veya yeni klasikçiliğin 19. yüzyılın ortasındaki son fakat en bütüncül örneklerindendir.

27 Eylül 1948 gününden itibaren Deniz Müzesi olarak hizmet veren ibadethane, 27 Mayıs Darbesi sonrasında askerî yönetim tarafından Yassıada İrtibat Kurulu'na verilmiş, kurul da müzenin camiyi derhal boşaltmasını istemiştir 


Dolmabahçe, Beşiktaş

 Dolmabahçe, İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde yer alan bir semttir. İstanbul'un geçmişi ile şimdiki zamanını kucaklaştıran ünlü semtlerden biridir. Fatih donanmaları ilk kez burada karaya ayak basmıştır. İstanbul'un Fethi sırasında gemiler buradan yürütülmeye başlamıştır. Dolmabahçe semti, bir söylentiye göre, I. Ahmet diğer bir söylentiye göre de II. Osman zamanında körfez doldurularak denizden kazanılan toprak parçasıdır.


Firuz Ağa Camii

 Firuz Ağa Camii İstanbul'da Sultanahmet'te Atmeydanı'nda bulunan cami. 1491'de II. Bayezid'in hazinebaşısı Firuz Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Sekiz köşeli kasnağa oturan kubbesiyle cami Bursa üslubundadır. Dört sütunlu ve üç kemerli-kubbeli son cemaat yeri revakı merdivenlidir. Dış avluya giriş kapısı tramvay yolu üzerinde parmaklıklı bir duvardadır. Minaresi soldadır. Sağ tarafında bir tuvalet vardır. Portali mukarnaslıdır Detaylı Bilgi İçin Kaynakça Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi


Kazancı Camii

Kazancı Camii, Taksim'de Kazancı Yokuşu'nda 17. yüzyılda Osmanlı üslubuna göre yapılmış olan bir camiidir. Tuğladan bir minaresi olup kare planlı, kargir ve çatılıdır. Fevkani olan caminin bodrumu namaz sahnı olarak kullanılmaktadır.


Taksim Meydanı

 İsmi 

Osmanlı döneminde, civar semtlere su dağıtmak için şu an Taksim Meydanı olarak bulunan bölgeye bir su deposu yapıldı. Depolanan suyu da dağıtmak, yani taksim etmek için küçük bir yapı, yani maksem yaptı. Meydan adını, eskiden Galata-Beyoğlu suyunun "taksim edildiği", Taksim Maksemi'nden almıştır;