TÜRKİYE GENEL TANITIM
>

MÜRŞİDE YOL VERİN BİZDE VARALIM

CANDA OLAN OL CAN NURU GÖRELİM

İLMİ KUR'AN OKUYALIM BİLELİM

İLMİ VEREN BİR ALLAH IM VAR BENİM

Nakşibendi Üveysi Ders Tarifesi


EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rûmi (1207-1273)

MEVLANA’NIN  MESNEVİ’SİNDEN  HİKAYELER   Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rûmi (1207-1273) Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı. Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevl&aci...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Bayburtlu Ünlü Kişiler

BAYBURTLU ZİHNİ        : 1797 yılında Bayburt’ta dünyaya gelen şairin asıl adı “Mehmet Emin” dir. Bayburt, Erzurum ve Trabzon medreselerinde eğitim görmüş, Osmanlı Devletinin çeşitli kademelerinde devlet memuru olarak görev yapmış, 1858 yılında Bayburt’a gelirken Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Bahçekaya köyünde vefat etmiştir. Şairin Divan, Sergüzeştname, Kitab-ı Hikaye-i Garibe gibi eserleri mevcuttur. BAYBURTLU İRŞADİ BABA (Ağlar Baba)   : 1880 yılında Bayburt’un Oruçbeyli köyünde dünyaya gelmiştir. İrşadi Baba almış olduğu Arapça ve Farsça eğitimin yanında tasavvufi yönden de kendini çok iyi bir şekilde yetiştirmiştir. Dedesi Büyük İrşadi’nin bitiremediği “Kısâsı Enbiyâ” (Peygamberler Tarihi) manzum eserini tamamlamıştır.1958 yılında Oruçbeyli köyünde vefat etmiştir.   BAYBURTLU HİCRANİ : 1908 yılında Bayburt’un Çamlıkoz köyünde dünyaya gelmiştir. Tasavvuf şiirlerinde daha başarılı olan şairin bütün edebi sanatlarda şiirleri vardır. 1970 yılında Bayburt’ta vefat etmiştir.   İlimizde bu şairlerin yanı sıra çeşitli mesleklerde bir çok ünlü şahsiyet yetişmiştir.   Bayburtlu Yüzbaşı Agâh Bey (1888 – 19922) Abdullahağazade Zahid Efendi (Zahit PEKİNDAĞ) (1866 – 1930) Belediye Başkanı Alemdarzâde Mehmet Tevfik Efendi (Tevfik ÇORUH) (1882 – 1941) Hukukçu Müftü Muhammed Fahreddin Efendi (1880 – 1961) Mahmut Kemal YANBEĞ (1886 – 1967) Eğitimci Mehmet TURAN (Maşûkbeyzade) (1902 – 1931) Eğitimci Abdullah Enis ERKOÇAK (1885...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Herkül (Herakles)

Herkül (Herakles) |  görsel 1
Herkül (Herakles) Yunan mitolojisinde Herakles, Roma Mitolojisi'nde Herkül, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene'nin oğludur. Kadına aşık olan Zeus ona kocası kılığında yaklaşmıştır. Herakles'in Zeus'un çocuğu olduğunu anlayan Hera onunla sürekli uğraşmış ve ölümüne neden olmuştur. Herakles doğduğu günden itibaren tanrısal bir kuvvete sahiptir. Hera'nın gönderdiği iki zehirli yılanı öldürdüğünde henüz birkaç günlük bebektir. Herakles üstün bir eğitim görmüştür. En iyi yaptığı işler ok atmak, at sürmek ve güreşmektir. 18 yaşına geldiği zaman Kitharion ormanlarında yaşayan ünlü canavarı öldürmüştür. Kendisine ödül olarak Thebai kralının kızı Megara verilmiştir. Bu kızdan üç oğlu olmuştur. Hera işe karışarak Herakles'i çıldırtmış, Herakles de kendi karısını ve çocuklarını öldürmüştür. Suçlarından arınması için Miken kralının hizmetine girip, onun her istediğini yapması gerekmiştir. Kralın Herakles'e yaptırdığı 12 işe mitolojide Herakles'in 12 görevi veya işleri denir.Ayrıca çok güçlü bir karakter olarak da bilinir. 12 Görev Bu 12 görev şunlardır: Nemean arslanı'nı yenmek (efsaneye göre aslanın postu sadece kendi pençesiyle kesilebilir). Lerna gölündeki Hydra'yı öldürmek. Artemis'in kutsal hayvanlarından Kyreneia Geyiğini yakalamak. Erymanthian dağında yaşayan büyük yaban domuzunu ağla tutmak. Augias'ın ahırlarını bir günde temizlemek. (İki büyük ırmağın yataklarını değiştirip ahırlardan geçirerek.) Stymphalos'da yaşayan ve o bölgedeki insanların rahatını kaçıran Stymphalian Kuşları Athena'nın yardımıyla kovmak. Girit...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Malkoçoğlu

Malkoçoğlu Malkoçoğulları, adı Malkoç Bey olan ve I. Murad ve Yıldırım Bayezid zamanında Balkan ülkelerine yapılan akınlarda görev yapmış, Türk kökenli bir akıncı beyinin soyundan gelen aile mensuplarına verilen addır. Malkoçoğulları 14. - 15. ve 16. yüzyıllarda Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid devirlerinde yaşamış ve özellikle Rumeli’de yaptıkları başarılı akınlarla tanınmışlardır. Malkoçoğlu akıncıları Silistre civarında bulunurdu. Malkoç Bey Sultan I. Murad ve Yıldırım Bayezid zamanının komutanlarındandır. 1389 yılında 1. Kosova savaşında sağ cenah okçu kumandanı olarak savaşmış bu savaşta oğlu Mustafa bey de sol cenah okçu kumandanı olarak görev yapmıştır. Tarih sayfalarında bu savaşta adı Hamidoğlu Malkoç olarak geçmiştir.1396 yılında Niğbolu savaşında Osmanlı ordusunun sol kanadında komutan olarak görev yapmıştır. Malkoç Beyin türbesi şu an Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Burya' dadır (eski adıyla Malkoçova). Malkoç Bey'in Malkoçoğlu Mustafa Bey ve Malkoçoğlu Mehmet Bey adlarında bilinen iki oğlu vardır. Malkoçoğlu Mustafa Bey Malkoç Bey'in oğludur. İlk olarak 1389 yılında 1.Kosova savaşında babası Malkoç beyin sağ cenahta savaştığı orduda, sol cenah okçu komutanı olarak görev yaparak adını duyurmuştur.Timur'un Anadolu'yu işgali sırasında Sivas kalesi komutanıdır. 1400 yılında Timur'un Sivası kuşatmasında 3.000 kişiyle 200.000 kişilik Timur ordusuna karşı kaleyi 18 gün yiğitçe savunan Mustafa Bey açlık ve susuzluğa dayanamayıp Timur'un canlarının bağışlanacağı vaadi üzerine kaleyi teslim etmiştir. Fakat Timur sözünde durmayıp kale teslim edildikten sonra bütün askerlerle beraber Malkoçoğlu Mustafa Bey'i de şehit etmiştir. Malkoçoğlu Mehmet Be...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

VANLI SAZ ŞAİRLERİ

VANLI SAZ ŞAİRLERİ ERCİŞLİ EMRAH 17. yüzyılda yaşamış Türk halk şairidir. Yaşamı üzerine fazla bir bilgi yoktur. Yaşamı ve şiiri hakkında bilgi, "Emrah ile Selvihan" adlı türkülü halk hikayesinden öğrenilmektedir. Hikayeye konu olan İran Hükümdarı Şah Abbas'ın 1604'te Van'ı kuşatma sırasında geçtiği ileri sürülmüştür. Şahın askeri Selvihan'ı tutsak alarak götürdükten sonra Emrah onu bulmak için Van, İran, Azerbaycan bölgelerini dolaşır. Uzun yıllar Erzurumlu Emrah ile karıştırılan Ercişli Emrah'ın şiir dili sade, yalın ve sevgi üzerine kuruludur. Emrah’ın şiirlerinden biri şöyledir: Bugün ben bir güzel gördüm Bakar cennet sarayından Kamaştı gözümün nuru Onun hüsnü cemalinden Salındı bahçeye girdi Çiçekler selama durdu Mor menevşe boyun kırdı Gül kızardı hicabından Bahçenin kapısın açtım Sanırsın cennete düştüm Yar ile tenha konuştum Bir gül aldım yanağından Bahçenin kapısı güldür Dalında öten bülbüldür Sefil Emrah kötü kuldur Bağışla geç günahından RUHİ SU (1912 - 1985) 1912 yılında Van'da doğdu, 20 Eylül 1985 yılında İstanbul'da vefat etti. Bas bariton, Türk halk müziği yorumcusu, besteci ve şair. Batı muziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir uslupla halk türkülerini yorumlamış, Zülfü Livaneli, Rahmi Saltuk ve Sümeyra Çakır gibi bir çok sanatçıyı önemli olçüde etkilemiştir. I. Dünya Savaşı sırasında ailesinin bütün üyelerini yitirdi. On yaşına değin yoksul bir ailenin yanında kaldı. İlkoğrenimini Adana Öksüzler Yurdu'nda yatılı olarak yaptı. Bu dönem...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

CUMHURİYET DÖNEMİNDE VANLI ŞAİRLER

CUMHURİYET DÖNEMİNDE VANLI ŞAİRLER GALİP PAŞA (DEMİROĞLU) (1874-1958) Eski Van Belediye başkanlarından olan Galip Paşa'nın ilk Mebusan Meclisine Van Milletvekili olarak seçilmiş olduğu ancak söz konusu meclise katılmadan meclisin kapatıldığı ifade edilse de bu bilgilerde kanaatimizce yanlışlık vardır. Aydın Talay, Ga­lip Paşa'nın doğumunu 1241 (1874) olarak vermekte ve bunu Faik Demiroğlu'nun bir yazısına dayandırmaktadır. Öncelikle 1241 tarihi ister Rumi ister Miladi olsun 1874 etmez. Bu tarihin Rumisi de hicrisi de 1825'e karşılık gelir. Buna göre, Galip Paşa'nın eğer gerçekten vefat tarihi 1958 ise şairin 155 yıl yaşamış olması lazım. Yok eğer doğum tarihi olarak verilen 1241 tarihi yanlış da doğum tarihinin doğrusu miladi 1874 ise bu durumda Osmanlı Mebusan Mec­lisine seçilmesi mümkün değildir. Çünkü ilk meclis 1877'de toplanmıştır. Bu tarihte Galip Paşa henüz üç yaşındadır. Divan şiiri geleneğini sürdüren Galip Pasa'nın var olduğu söylenen divanına rastlanmamıştır. Galip Pasa'nın mezarı Abdurrahman Gazi türbesindedir. KAYAÇELEBİZADE VEHBİ BEY (1879-1942) Van'ın ünlü Kayaçelebi ailesindendir. Vehbi Bey, Van'ın 1. Dünya Savaşı esnasında Ruslar tarafından işgal edilmesi üzerine ailesi ile birlikte İstanbul'a göçer. İşgal esnasında Ermenilerin Van'ı yakarak harab ettirmesi kendisine fazlasıyla dokunmuştur. Van'a dönerken gördüğü manzara şairi mateme boğmuştur. Şiirlerinin çoğu hamasî şiirlerdir. Van'la ilgili olanlar ise çoğunluktadır. GAZİZADE MOLLA MEHMET (MOLLA BOZO) (1886-1948) İsminden de anlaşılacağı gibi Molla şairlerden Molla Mehmet, medrese öğrenimini görmüş, Birinci Dünya Savaşına muharip olarak katılmıştır. Mezarı Hakkari'nin Yüksekova il&ccedi...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Aşık Veysel

    Senlik Benlik Nedir Bırak  Allah birdir Peygamber Hak  Rabbül alemindir mutlak  Senlik benlik nedir bırak  Söyleyim geldi sırası  Kürtü Türkü ne Çerkezi  Hep Ademin oğlu kızı  Beraberce şehit gazi  Yanlış var mı ve neresi  Kurana bak İncile bak  Dört kitabın dördü de hak  Hakir görüp ırk ayırmak  Hakikatte yüz karası  Binbir ismin birinden tut  Senlik benlik nedir sil at  Tuttuğun yola doğru git  Yoldan çıkıp olma asi  Yezit nedir, ne kızılbaş  Değil miyiz hep bir kardaş  Bizi yakar bizim ataş  Söndürmektir tek çaresi  Kişi ne çeker dilinden  Hem belinden, hem elinden  Hayır ve şer emelinden  Hakikat bunun burası  Şu alemi yaratan bir  Odur külli şeye Kadir  Alevi Sünnilik nedir  Menfaattir var varası  Cümle canlı hep topraktan  Var olmuştur emir Haktan  Rahmet dile sen Allah'tan  Tükenmez rahmet deryası  Veysel sapma sağa sola  Sen Allah'tan birlik dile  İkilikten gelir bela  Dava insanlık davası…  Bir Derd Ehli Bulsam Derdim Söylesem Bir derd ehli bulsam derdim soylesem Iyi olmaz derdlerim halim n'olacak Hekimler derdime derman bulamaz Bir degil bes degil derd kucak kucak El vurma yarama yaklasma kardas Derdimi soylesem tukenmez bas bas Icimde yaniyor tutunsuz ates Ceset soba gibi kalbim bir ocak Aşıklar alemde gülmez dediler Akar göz, yaslarim silm...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Aşık Veysel Şatıroğlu

Aşık Veysel Şatıroğlu |  görsel 1
Aşık Veysel Şatıroğlu        Ben giderim adım kalır    Dostlar beni hatırlasın    Düğün olur bayram gelir    Dostlar beni hatırlasın                Can bedenden ayrılacak                Tütmez baca, yanmaz ocak                Selam olsun kucak kucak                Dostlar beni hatırlasın...      Aşık Veysel, hayatini anlattığı bir şiirinde "Ücyüz-onda gelmiş idim cihana" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş. Anasi Gulizar, bir yaz günü koy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurmuş Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet; bebenin adini Veysel koymuş. Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüş Veysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgını olmuş Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, cicegin beyi çıkmış kendi deyimiyle... Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş, önceleri. Yalnız ışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına "Çocuğu Akdağmadeni'ne götür, orada bu gözünü açacak bir doktor var." dem...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Âşık Veysel

Âşık Veysel |  görsel 1
Âşık Veysel Veysel Şatıroğlu veya bilinen adıyla Âşık Veysel (d. 25 Ekim 1894, Şarkışla, Sivas - ö. 21 Mart 1973), Türk halk ozanı. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur. Sivas ili Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Âşık Veysel, 7 yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda bir gözünü kaybetti. Diğer gözünü ise bir değneğin batması sonucunda kaybetti. Babasının, Âşık Veysel'e oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı.1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer'in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı. Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri'nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970'li yıllarda Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Şarkışla'da her yıl adına şenlikler yapılır. Eserlerinde Türkçe'si yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Tanınmış Kişiler

MUŞ’UN YETİŞTİRDİĞİ TARİHİ ŞAHSİYETLER Arapzade Muhammed Hamdi Efendi               1814 yılında Muş’ta doğmuştur. Arapçayı çok bildiği için kendisine Arap zade lakaba verilmiştir. Bir asra yakın bir zaman yaşayan ünlü bilgin 10 yaslarında okumaya başlamış, devrinin ünlü bilgim Ehvedîzade Hüseyin Efendi Medresesinde öğrenimini tamamlamış, uzun süre Alaeddinbey Medresesinde öğretmenlik yapmıştır. Sultan Abdülaziz tarafından kendisi birinci İlim Nişanı ile taltif edilmiş, bir fermanla Varto kazasından yedi köyün asanı kendisine bağlanmıştır.               Muhammet Hamdi Efendi kendi arasında yaptırdığı bir medresede derslerine devam etmiş, öğrencileri Birinci Devre Muş Mebusu İlyas Sami Bey, Osman Kadri Bey, Varto Müftüsü Mehmet Halit ve Ha­cı Abdurrahman gibi şahsiyetler Muhammet Hamdi Efendinin Medresesinden yetişmişlerdir.               Bilginin basılmış olan Mecmuai-Ulum adlı eseri ile basılmamış bulunan Kevneyn ve Errahman tefsiri adlı eserleri vardır. Muhammet Hamdi Efendi 1917 yılında Diyarbakır’a gitmiş, aynı yıl burada vefat etmiştir. İlyas Sami (Muş)Bey               Muşta doğmuştur. Rüştiye ve idadiyi bitirerek Muhammed Hamdi Efendiden ders almıştır. Kısa za­manda kendisini yetiştirmiştir. 1908 yılında Osmanlı Mebusan Meclisine seçilmiştir. Bu meclisin İngiliz­ler tarafından basılarak dağıtılması neticesinde sürgün edilen mebuslarla birlikte İlyas Sami Beyde Malta’ya sürülmüştür. Uzun bir sürgün hayatından sonra oradan kaçarak Yurdumuza gelmiş, Ankara'ya gitmiştir. Soyadı Kanunu...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Manisa Tarzanı

Manisa Tarzanı |  görsel 1
Manisa Tarzanı Manisa Tarzanı, resmî kayıtlara göre Ahmeddin Carlak ya da kendi ifadesi ile Ahmet Bedevi (d. 1899 Samarra, Osmanlı İmparatorluğu - ö. 31 Mayıs 1963 Manisa, Türkiye) Kerkük kökenli bir Türkmen. Kurtuluş Savaşı'ında savaştığı için İstiklal Madalyası sahibidir. Hayatını Manisayı tüm Türkiyeye örnek olacak şekilde ağaçlandırmaya adamış ve yaşadığı süre boyunca binlerce ağaç dikmiştir. Spil Dağı'nda yaşayan ve Manisa sokaklarında üzerinde sadece şort ile dolaşan Ahmeddin Carlak'a halk 1934 yapımı Tarzan filmi Manisa sinemalarında gösterime girdikten sonra yaşamını bu filmle özdeşleştirerek Manisa Tarzanı adını takmıştır. 1963 yılında hayatını kaybedince Manisa halkınca bir efsaneye dönüştürülmüş, ilde birçok heykeli dikilmiştir. Her yıl ölüm yıldönümü olan 31 Mayıs gününde Manisa'da hatırası için törenler düzenlenir. Hayatı Türk Ordusu'nda hem I. Dünya Savaşı, ardından hem de Kurtuluş Savaşı' na katılır. Ancak Kurtuluş Savaşı'ndan hemen önce, Kafkas Cephesi'nde Kâzım Karabekir Paşa'nın komutası altında er olarak olarak görev alır. Kurtuluş Savaşı' nın ardından Türkiye Büyük Millet Meclisince Kırmızı Şeritli (kurdelalı) İstiklal Madalyası ile şereflendirilir. Her resmi kutlamada göğsüne bağladığı bir palmiye yaprağının üzerine bu madalyayı takar ve tören alanına büyük bir gurur içinde katılır. Kurtuluş savaşı sonlarında işgalci düşmanın orduları yurdumuzu terk edişleri sırasında Batı Anadolu'daki her yeri ateşe verirler. Alevler öyle kuvvetlidir ki Manisa'nın yemyeşil manzarası katran karasına dönüşür. Tutkulu bir doğa sevdalısı olarak bu durumu üzüntüyle gören Bedevi, savaş sonrasında Man...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Battalgazi Destanı

Battalgazi Destanı |  görsel 1
BATTAL GAZİ DESTANI ve BATTAL GAZİ DESTANININ (BATTALNAMENİN) ÖZETİ BATTAL GAZİ DESTANI Destanlar tarihin bir şey söylemediği tarihsel dönemlerin ışık tutan yegane kaynaklardır. Destanlar adeta milletlerin masallaştırdıkları tarihleri olup, yaşanan sosyal olayların bıraktığı izler zaman içerisinde, halkın muhayyilesi ile yoğrula yoğrula şekillenir. Zaman ve mekan bakımından değişikliğe uğrasa da toplum hayatında yaşananlara ait izleri hep muhafaza ederler. Destanlar ortaya çıktıkları dönemde halk değerleri içerisinde önemli yere sahip; meziyetleri(yiğitlik, mertlik) öne çıkararak , özellikle milletlerin tarihlerindeki “yeni Kuruluş” dönemlerinde hasımlarla yapılan mücadelelerde halkın birbiri ile ve vatanları ile kenetlenmelerine hizmet ederler.  Battal Gazi ve destanı da bu bağlamda yani Anadolu‘nun Türkleştirilmesi ve  Müslümanlaştırılması döneminde Bizans’lılarla yapılan mücadelelerin ortaya çıkardığı kahraman ve bu kahramanın yiğitliğini anlatan hikayesidir. Anadolu’ya Türk akınları 359 yılında Hun akınları ile başlamıştır. VII. Yüzyıl başlarında İslamiyetin doğuşu ile birlikte güçlenen İslam devleti Anadolu’ akınlar yapmaya başlamış, Abbasiler döneminde İslamı seçen Türklerden oluşturulan  İslam ordularının Anadolu akınları VIII. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren yoğunlaşarak devam etmiştir. 1071 yılına gelinceye kadar Anadolu ‘nun doğu sınırları Müslümanlarla Bizaslılar arasınsa sık sık el değiştiren bölgeler olagelmiştir. Özellikle Tarsus-Malatya doğrultusunda çizilecek hattın kuzey ve güneyi büyük ölçüde devamlı mücadele sahası olan bir bölge idi. İşte Battal Gazi destanı bu tarihsel bağlamda doğmuştur.   Arap ve Türk edebiyatında özell...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Konyalı Ünlüler

 KONYALI ÜNLÜLER  MEŞHURLAR  SANATÇILAR MUSTAFA YILDIZ DOĞAN - SANATÇI    ALİ KIRCA - (AKŞEHİR)    MELTEM CUMBUL - (1970 AKŞEHİR)    KENAN DOĞULU - SANATÇI    ZÜLFİ LİVANELİ - (ILGIN 1947)      BEDİA AKARTÜRK - SANATÇI    ALİ MÜFİT GÜRTUNA - İSTANBUL ESKİ BELEDİYE BAŞKANI    CELALEDDİN CERRAH - (1953 AKŞEHİR - İSTANBUL İL EMNİYET MD.)    PROF.DR.AHMET DAVUTOĞLU - (DIŞİŞLERİ BAKANI- KONYA TAŞKENT)    PROF.DR. SAMİ GÜÇLÜ    PROF.DR.TOKTAMIŞ ATEŞ - ÜNİV.ÖĞR.ÜYESİ-YAZAR (KONYA1944)    YALVAÇ URAL    DOÇ.DR. HALİL ÜRÜN - KONYA ESKİ BELEDİYE BAŞKANI    FİKRET ÜNLÜ - SPORDAN SORUMLU DEVLET BAK.(ERMENEK 1943)    TAHİR AKYÜREK - KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI    MUSTAFA ALTIOKLAR    SELAHATTİN DUMAN - GAZETECİ-YAZAR (CİHANBEYLİ)    SADİ IRMAK    MURAT YILDIRIM - SANATÇI    MUSTAFA ÖZKAFA - KONYA ESKİ BELEDİYE BAŞKANI    VEFA TANIR - CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANI    HARUN TÜFEKÇİ - AKP KONYA MİLLETVEKİLİ    LOKMAN AYVA - AKP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ (Doğanhisar)    HASAN ANGI    HAŞİM BAYRAM - KOMBASSAN HOLD. YÖN. KUR. BAŞK.(K. K.BEKİR-1951)    FARUK BAL - MHP KONYA MİLLETVEKİLİ    RECEP KONUK - PANKOBİRLİK BAŞKANI    ÜNAL KARAMAN - FUTBOLCU, KONYASPOR TEKNİK DİREKTÖRÜ    EKİN - SANATÇI    TAHİR KÖSE - SANAYİ ve TİCARET ESKİ BAKANI (KONYA 1952)    ALPAY - SANATÇI    SUAVİ - SANATÇI    ADNAN TAYFUR  &nbs...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Nasrettin Hoca

Nasrettin Hoca |  görsel 1
NASREDDİN HOCA                  Yalnız Anadolu insanın değil, bütün dünyanın gönlünde taht kurmuş halk bilgemiz Nasreddin Hoca, tarih boyunca Türk-İslam dünyasının gülen yüzü olmuştur. Barış ve kardeşlik önermeleriyle dolu mesajları, insanlık tarafından kuşaktan kuşağa, dilden dile aktarılarak yaygınlaşmış, her çağda güncelliğini koruyabilmiştir. Nasreddin Hoca'nın fıkralarında Onun yol gösterici kimliği, hazırcevaplığı, ince mizah anlayışı her zaman ön planda yer almaktadır.          Nasreddin hoca 1208 yılında Sivrihisar'ın Horto köyünde dünyaya gelmiştir. İlk öğrenimini köyün imamı olan babası Abdullah Efendi'den almış Arapça ve dini bilgiler öğrenmenin yanında Kur'an'ı ezberleyerek hafız olmuştur. Konya'ya giderek öğrenimini sürdürdü.         Öğrenimini tamamladıktan sonra Sivrihisar'da başladığı imamlık görevini Akşehir'de sürdürdü. Yerleştiği Akşehir'de zamanla müderris oldu. Burada evlendi ve kesin olmamakla beraber 1284 veya 1295 yılında orada vefat etti.        Yıllardan beri anlatıla gelen fıkralar ve hikayeler ilk defa 1837'de İstanbul'da Matbaa i Amire'de Mısır'da ise Bulak Basımevi'nde yapılmıştır.        Nasreddin Hoca yüzyıllardan beri tüm Türk Dünyasında güldüren ve düşündüren hikaye ve fıkralarıyla bilinmektedir.Türbesi Akşehir''''de olmasına rağmen bütün Türbesi Akşehir'de olmasına rağmen bütün Türk Dünyasında kendisinin makamları vardır.Türk milletinin zeka ...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Konya Milletvekilleri

Konya Milletvekilleri |  görsel 1
24. DÖNEM KONYA MİLLETVEKİLLERİMİZ: Ahmet DAVUTOĞLU AK Parti Harun TÜFEKCİ AK Parti Mustafa AKIŞ AK Parti Mustafa BALOĞLU AK Parti         Mustafa KABAKCI AK Parti Kerim ÖZKUL AK Parti     Gülay SAMANCI AK Parti         Ayşe TÜRKMENOĞLU AK Parti     Hüseyin ÜZÜLMEZ AK Parti     İlhan YERLİKAYA AK Parti     Cem ZORLU AK Parti Faruk BAL MHP Mustafa KALAYCI MHP Atilla KART CHP   KONYA VALİLERİ Kâzım Müfid Bey 1922-1925 İzzet Bey 1925-1932 Vehbi (Demirel) Bey 1932-1933 Cemal Bardakçı 1933-1938 Nazif Ergin 1938-1939 Nizamettin Ataker 1939-1944 Fuat Tuksal 1944-1945 İzzettin Çağpar 1945-1946 Necmettin Ergin 1946-1947 Şefik Refik Soyer 1948-1950 Ferruh Şahinbaş 1950-1951 Kemal Hadımlı 1951-1954 Cemal Göktan 1954-1955 Ethem Yetkiner 1955-1955 Cemil Kele...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Kayserili Şair ve Yazarlar

Abdullah Satoğlu  Abdullah Akay  Abdulaziz Beki  Abdullah Kılıç  Ahmet Sıvacı  Abadullah Çağrı Elgün  Abdulvahab Taştan  Abdulkadir Keçelioğlu  Abdulkadir Budak  Abdulkadir Yuvalı  Adnan Büyükbaş  Ahmet Coşkun  Ahmet Ada  Ahmet Uğur  Ahmet Hilmi Güçlü  Ahmet Kaplan  Ahmet Hulusi Köker  Ahmet Tevfik Ozan  Ahmet Vehbi Ecer  Alemdar Yalçın  Ali Biraderoğlu  Ali Aslım  AIim Gerçel  Ali Rıza Karabulut  Ali Rıza Nevruz  Ali Rıza Önder  Aydemİr Doğan  Ayhan Gülsoy  Bekir Oğuzbaşaran  Bayram Durbilmez  Bekir Balaban  Burhan Şahin  Cahit Tunç  Celalettin Karakılıç  Celal Kırca  Celal Elkovan  Cihan Okuyucu  Coşkun Ertepınar  Emir Kakkan  Erdoğan Tanrıöver  Fazlı Yalçın  Galip Boztoprak  Galip Koçer  Hasan Avni Yüksel  Hasan Ali Kasır  Hasan Sami Bolak  Hasan Kaçan  Hasibe Mazıoğlu  Halit Erkiletlioğlu  HamdiMehter   51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 ...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Kars Evliyaları

EVLİYALARIMIZ   Ebü'l-Hasan-ı Harkânî Allahü teâlâya ve âhirete âit ilimler yâni mârifetler sâhibi büyük âlim ve velî. Künyesi Ebü'l-Hasan, ismi Ali bin Câfer'dir. Bistâm'ın bir kasabası olan Harkân'da dünyâya geldi. Ebü'l-Hasan-ı Harkânî, uzun boylu, güzel yüzlü, geniş alınlı, iri gözlü ve kumral idi. Hazret-i Ömer'e benzerdi. İnsanları Hakk'a dâvet eden, onlara doğru yolu gösterip, hakîkî saâdete kavuşturan ve kendilerine Silsile-i aliyye denilen büyük âlim ve velîlerin altıncısıdır. Büyük İslâm âlimi Bâyezîd-i Bistâmî'nin rûhâniyetinden istifâde ederek kemâle gelmiş, yükselmişti. Zamânının kutbu idi. 1034 (H.425) senesinde Harkân'da vefât etti. Kabri Harkân'dadır. Ebü'l-Hasan-ı Harkânî hazretleri, on iki sene Harkân'dan Bistâm'a, hocasının kabrini ziyâret için gitti. Bu ziyârete giderken, yolda Kur'ân-ı kerîmi hatm ederdi. Her gittiğinde ziyâret ile ilgili vazîfelerini yaptıktan sonra; "Yâ Rabbî! Bâyezîd'e ihsân ettiğin sana âit ilimlerden, büyüklüğünün hakkı için, Ebü'l-Hasan kuluna da ihsân eyle!" diye yalvarırdı. Geri dönerken, hiçbir zaman Bâyezîd'in türbesine arkasını dönmezdi. On iki sene sonra, Allahü teâlânın lütfu ile Bâyezîd'in rûhâniyetinden istifâde edip olgunlaştı. Allahü teâlâyı tanıtan kalb ilimlerinde ve diğer ilimlerde talebe yetiştirmeye başladı. Pekçok talebesi v...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Eskişehir'li Ünlü Kişiler

Eskişehirli Ünlü Kişiler |  görsel 1
Eskişehir'li Ünlü Kişiler ve Eserleri   Yunus Emre: Hak ve halk şairi Yunus Emre, 1240 (Hicri 638) yılında Eskişehir’in Mihalıççık ve Sivrihisar ilçeleri arasında kalan ve bugün kendi adıyla anılan Sarıköy’de doğmuştur. Pek çok önemli şiirini içinde bulunduran Risalet-ün Nushiyye isimli mesnevisini 1307 – 1308 (Hicri 202) yıllarında yazdığı anlaşılmaktadır. Şiirlerini bir araya getiren Divan’ı ölümünden sonra sevenleri tarafından düzenlenmiştir. Şiirlerinden Mevlana Celalettin Rumi’nin çağdaşı olduğu, onu tanıdığı, toplantılarına katıldığı ve kendi deyişiyle onun ‘ görklü nazarından ‘(güzel ve gösterişli bakış açısından) ilham aldığı anlaşılmaktadır. 1320 (Hicri 270) yılında Sarıköy’de vefat eden Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti’nin son yılları ile Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yıllarına denk düşen önemli bir dönemde yaşamıştır. Türk-İslam halk düşüncesinin en önemli yapı taşlarından birisi olan Yunus Emre, şiirlerinden de anlaşıldığı üzere, Mevlana, Ahmed Fakıh, Geyikli Baba ve Seydi Balum ile de çağdaştır. Mezarı Eskişehir Sarıköy’dedir. Demiryolu hattı, mezarının yakınından geçmesi nedeniyle 1946’da yeni bir mezar ve anıt çeşme yapılmaya başlanmış, naşı 1949’da buraya taşınmıştır. 1964’te başlayan son mezar yeri inşaatı 1970’te bitirilmiş ve naşı tekrar taşınan Yunus Emre, o tarihten beri bu anıt mezarda yatmaktadır.     Nasreddin Hoca: Türk-İslam kültürünün büyük bilgesi ve gülmece ustası Nasreddin Hoca, 1208 yılında Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı, adı sonradan ‘Nasreddin Hoca Beldesi’ olarak değiştirilen ‘Hortu’ köyünde doğdu. Babası Abdul...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Mehmed Vahideddin 1918-1922

Sultan Mehmed Vahideddin 1918-1922 |  görsel 1
VI. Mehmet Babasi : Sultan Abdülmecid Annesi: Gülistü Kadin Efendi Dogumu : 2 Subat 1861 Vefati : 15 Mays 1926 Saltanati : 1918 - 1922 (4) sene VI. Mehmet Vahidettin (Osmanlı Türkçesi: واحد الدين, Vâhidüddîn, Mehmed-i Sadis) (d. 2 Şubat 1861, İstanbul – ö. 15 Mayıs 1926, San Remo). Osmanlı Devleti'nin 36. ve son padişahı ve 115. İslam halifesidir. Şehzadeliği Sultan Abdülmecit'in sekizinci oğlu ve kendisinden önce tahta geçen V. Murat, II. Abdülhamit ve V. Mehmet Reşat'ın küçük kardeşidir. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetti. Sultan Abdülmecit'in ikballerinden Şayeste Hanımefendi tarafından büyütüldü. Tahta geçiş sıralamasında çok aşağılarda olduğu için gözden uzak bir yaşam sürdü. Gençlik yıllarında gizlice medrese derslerini takip etmiş, bu özelliği ile tahta çıktıktan sonra kendisine arz edilen şer'i konulara müdahale edebilecek derecede yetkinleşmiştir. İlk evliliğini bu dönemde, ablası Cemile Sultan'ın sarayında görüp beğendiği Emine Nazikeda Hanım ile yapmıştır. Cemile Sultan, çok sevdiği Nazikeda üzerine başka bir eş almaması şartı ile Vahideddin'in talebini kabul edeceğini bildirdiğinde ablasının şartını kabul etmesine rağmen, bu evlilikten dünyaya Sabiha Sultan ve Fatma Ulviye Sultan geldikten sonra doktorların tıbben bir daha doğum yapamayacağı bildirilmesi üzerine eşinin de rızasını alarak başka evlilikler yaptı. 1912'de tek oğlu Mehmet Ertuğrul dünyaya geldi. Ağabeyi II. Abdülhamit'in uzun padişahlığı sırasında, Çengelköy'de mimar Alexandre Vallaury'ye yaptırdığı köşkünde münzevi bir hayat yaşadı. Diğer şehzadeler hakkında padişaha jurnal yazmakla suçland...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Mehmed Reşad 1909-1918

Sultan Mehmed Reşad 1909-1918 |  görsel 1
V. Mehmet  (Sultan Reşat) Babasi :  Sultan Abdülmecid Annesi :  Gülcemal Kadin Efendi Dogumu : 2 Kasim 1844 Vefati : 3 Temmuz 1918 Saltanati : 1909 - 1918 (9) sene Biyografi II. Mahmut'un torunudur. Babası Sultan Abdülmecit, annesi Gülcemal Kadın Efendi'dir. Çocukluğu, padişah olan babasının yanında geçti. Amcası Sultan Abdülaziz zamanında rahat bir şehzadelik yapmasına rağmen ağabeyi Sultan II. Abdülhamit zamanında sarayda hapis hayatı yaşadı. Veliaht olduğu için devamlı kontrol altında tutuluyordu. Günlerini haremde geçirir, şiir ve kitap okurdu. Saltanatı Sultan V. Mehmet Reşat, İttihat ve Terakki Cemiyetinin desteğiyle 1909'da tahta çıktığında 65 yaşındaydı. Sultan II. Abdülhamit'in padişahlığı sırasında hapis hayatı yaşadığı için devlet işlerinde tecrübe edinememişti. Padişahlığı sırasında yönetim daha çok İttihat ve Terakki partisinin ileri gelenlerinden Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa'nın elinde kaldı. Trablusgarp Savaşı Tek bir ülke olarak birleşmekte diğer Avrupa ülkelerine göre geç kalan İtalya, sömürgecilik yarışına katılarak Kuzey Afrika'da Osmanlılara ait olan Trablusgarp'ı ele geçirmek istedi. Avrupalı devletlerin de desteğini alan İtalya, Osmanlı Devletine bir ültimatom vererek, Trablusgarp'ın kendisine bırakılmasını istedi. İtalyanların bu isteği reddedilince Trablusgarp ve Bingazi işgal edildi (1911). Mustafa Kemal ve Enver Bey Trablusgarp'a geçerek Derne ve Tobruk'da önemli direniş hatları oluşturdular. İtalya Osmanlı Devleti'ni barışa zorlamak için Çanakkale'de Osmanlı istihkamlarını denizden topa tuttular. Ayrıca Ege Denizi'ndeki 12 adaya asker çıkardılar. Balkan Savaşlarının başlaması üzerine İtalyanlarla barış imzal...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Abdülhamid II 1876-1909

Sultan Abdülhamid II 1876-1909 |  görsel 1
II. Abdülhamit Saltanatı: 1876-1908 Babası: Abdülmecid Han Annesi: Tir-i Müjgan Sultan Doğumu: 21 Eylül 1842 Vefatı: 10 Şubat 1918 II. Abdülhamid (Osmanlıca: عبد الحميد ثانی `Abdü’l-Hamīd-i sânî- d. 21 Eylül 1842 – ö. 10 Şubat 1918), Osmanlı İmparatorluğu'nun 34. padişahı ve 113. İslam halifesidir. Sultan Abdülmecid'in oğludur. Henüz 10 yaşındayken annesi Tirimüjgan Sultan ölünce, bakımını Abdülmecid'in diğer çocuksuz eşi Piristû Kadın Efendi üstlendi. Piristû Kadın Efendi, Abdülhamid'i kendi çocuğu gibi büyüttü. Babasının ölümünden sonra yerine geçen amcası Abdülaziz diğer şehzadelerle birlikte Abdülhamid'in eğitimiyle de yakından ilgilendi. 1867 yılında çıktığı Avrupa gezisine Abdülhamid'i de beraberinde götürdü. Amcası Abdülaziz'in 1876'da tahttan indirilmesi ve şüpheli koşullarda ölümü, ağabeyi V. Murat'ın tahta geçirildikten üç ay sonra ruhsal çöküntü geçirdiği iddiasıyla görevden alınarak Çırağan Sarayı'na hapsedilmesi olaylarına tanık oldu. 31 Ağustos 1876'da padişah ilan edildi ve 7 Eylül günü Eyüp'te kılıç kuşandı. Ağabeyinin yerine tahta geçirildikten sonra, her iki saltanat değişiminin mimarı olan Mithat Paşa'yı sadrazam yaptı. 33 yıl padişahlık yaptıktan sonra 27 Nisan 1909'da tahttan indirildi. 3 yıl Selanik'teki Alatini Köşkü'nde ev hapsinde tutulduktan sonra 1912'de İstanbul'daki Beylerbeyi Sarayı'na getirildi. 10 Şubat 1918'de İstanbul'da vefat etti. Mezarı, büyük babası için Divanyolu'nda yaptırılmış Sultan II. Mahmut Türbesi'inde bulunmaktadır. Siyasi olaylar Tahta...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Murad V 1876-1876

Sultan Murad V 1876-1876 |  görsel 1
V. MuratBabasi : Sultan Abdülmecid Annesi :  sevk efzâ Kadin Efendi Dogumu : 21 Eylül 1840 Vefoti . 29 Agustos 1904 Saltanati : 1876'da (93) gün Mehmed V. Murad (مراد خامس) (d. 21 Eylül 1840, İstanbul – ö. 28 Ağustos 1905, İstanbul), 33. Osmanlı padişahı ve 112. İslam halifesidir. Babası Sultan Abdülmecit, annesi Megrel (Gürcü) asıllı Şevkefza Kadın Efendi'dir. Önceki Osmanlı padişahı Abdülaziz'in yeğeni ve sonraki Osmanlı padişahı II. Abdülhamid'in ağabeyidir. Sultan Abdülaziz'in bir saray darbesi sonucu tahttan indirilişinden sonra onun yerine geçmiş (ya da geçirilmiş), 93 gün boyunca tahtta kaldıktan sonra akli dengesinin bozulduğu gerekçe gösterilerek 31 Ağustos 1876'da padişahlık makamından indirilmiştir. Osmanlı tarihi boyunca en az süre yönetimde kalmış olan padişahtır. Tahttan indirildikten sonra birçok siyasi grup tarafından yeniden yönetime getirilmeye çalışılmış olmasına rağmen, bu girişimlerin hiçbiri başarılı olamamıştır. Padişah olmadan önceki hayatı Sultan Murat 21 Eylül 1840'da İstanbul'da, Çırağan Sarayı'nda doğdu. Padişah Abdülmecit ile Şevkefza Kadın Efendi'nin büyük oğullarıydı. Babası padişah Abdülmecit tarafından çok sevilmekte ve bu nedenle onun tarafından veliaht ilan edilmek istenmekteydi. Öğrenim Hayatı Babasının ilk erkek evladı olması dolayısıyla öğrenimi ve eğitimine büyük özen gösterilen V. Murat, döneminin en ünlü bilginlerinden Doğu kültürü ve fen alanında ders aldı. Önce Ethem Paşa'dan, sonra ise Kemal Paşa ile Gardet adlı bir Fransızdan ders alarak 14 yaşında öğrenmeye başladığı Fransızcasını ilerletti. Mızıkayı Hümayun komutanı Guatelli Paşa ve Augusto Lombardi adlı bir ...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Abdülaziz 1861-1876

Sultan Abdülaziz 1861-1876 |  görsel 1
I. Abdülaziz Abdülaziz (Osmanlı Türkçesi: عبد العزيز)(d. 8 Şubat 1830 – ö. 4 Haziran 1876). 32. Osmanlı padişahı ve 111. İslam halifesidir. II. Mahmut ve Pertevniyal Sultan'ın çocuğu, Abdülmecid'in kardeşidir. Abdülaziz 25 Haziran 1861 tarihinde kardeşinin ölümü üzerine, 31 yaşında iken tahta geçmiştir. Güreş, cirit ve av sporlarına meraklı olan padişahın tahtta kaldığı sürece en çok üzerinde çalıştığı konu Osmanlı Donanması'nın modernizasyonu idi. Bu nedenle o dönemlerde Avrupa devletlerinden alınan kredilerin çoğu bu konuda harcandı. Sayısı gün geçtikçe artan Osmanlı Ordusu'nun askerlerine yetecek dönemin son model top ve tüfeklerin de sağlanması Abdülaziz döneminde gerçekleşmiştir. Sultan Abdülâziz hükümdarlığı süresince sık sık ülke içi ve ülke dışı temaslarda bulunmuş geziler düzenlemiştir. Yavuz Sultan Selim'den sonra Mısır'ı ziyaret eden ilk ve tek Osmanlı Padişahı Abdülaziz'dir. Eyâletlerin yanı sıra Abdülaziz Batı Avrupa'da ziyaretler yapan ilk ve tek padişahtır. 1867 yılında Paris'te açılan büyük bir sanat sergisine III. Napolyon'un daveti üzerine katılan Abdülaziz, sergiden sonra imparator ile temaslarda bulunmuş İngiltere, Belçika, Almanya, Avusturya-Macaristan gezilerinden sonra da geri dönmüştür. Ayrıca Richard Wagner'in Bayreuth operasına maddi yardımda bulunmuş ve davet edilmiştir. Seyahatlerinde İngiltere kraliçesi Victoria, Belçika kralı II. Leopold, Prusya kralı I. Wilhelm, Avusturya-Macaristan imparatoru François-Josef ve Romanya Prensi I. Karol ile görüşmüştür. Osmanlı'da Abdülaziz döneminde Batı'yla iyi ilişkiler kurulmasına &ou...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Abdülmecid 1839-1861

Sultan Abdülmecid 1839-1861 |  görsel 1
I. Abdülmecid Babasi . Ikinci Mahmud Annesi . Bezmiâlem Valide Sultan Dogumu : 25 Nisan 1823 Vefati . 25 Haziran 1861 Saltanati : 1839 - 1861 (21) sene   1.SüleymanAbdülmecit, (d. 25 Nisan 1823, İstanbul – ö. 26 Haziran 1861   İstanbul) . 31. Osmanlı padişahı ve 110. İslam halifesidir. Döneminde Tanzimat Fermanı'nı ilan ettirmesiyle meşhurdur. II.Mahmut'un Bezmialem Sultan'dan olan oğludur. Osmanlı Devleti'nin son padişahının hepsinin babasıdır. Ayrıca en çok sayıda oğlu padişahlık yapmış olan padişahtır. Batı kültürüyle yetiştirilmiştir. İyi Fransızca konuşur ve batı müziğinden hoşlanırdı. Babası II. Mahmut gibi yenilik yanlısıydı. Babasının vefatı üzerine tahta çıktı. Abdülmecit'in tahta çıkışı sevinç uyandırmıştı. Tâlihi, Mustafa Reşit, Mehmet Emin Ali Paşa, Fuat Paşa gibi devlet adamlarına rastlamasıydı. Saltanatı sırasında en çok tutucuların muhalefetiyle karşılaştı. Aracısız halkın dertlerini halkın kendi ağzından dinleyen ilk padişahtır. Kendinden sonra padişahlık makamına ulaşan oğlu ile ilginç bir babadır. Tanzimat Fermanı Abdülmecit'in zamanında ilan edildi. Tanzimat'ın uygulamasında karşılaşılan güçlükleri yerinde görmek amacıyla yurt gezilerine çıktı. 1844'te İzmit, Mudanya, Bursa, Gelibolu, Çanakkale, Limni, Midilli, Sakız'ı ziyaret etti; 1846'da Silistre'ye kadar uzanan bir Rumeli gezisi yaptı. Her yıl Meclisi Vâlâyı Ahkâmı Adliye'yi bir nutukla açması, onun milletvekili düzenine yakınlığını gösterir. Abdülmecit, babası gibi tüberküloza yakalanmıştı. Ihlamur Köşkü'nde öldüğünde 38 yaşındaydı. Fatih'te, Sultan Selim semtinde, Yavuz Selim Camii Haziresi'nde, Sultan Abdülmecit Türbesi'ne...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Mahmud II 1808-1839

Sultan Mahmud II 1808-1839 |  görsel 1
II. Mahmut Babasi : Birinci Abdülhamid Annesi : Naksidil Valide Sultan Dogumu : 20 Temmuz 1785 Vefatl :  30 Haziran 1839 Saltanati : 1808 - 1839 (31 ) sene II. Mahmut (d. 20 Temmuz 1784 – ö. 2 Temmuz 1839), 30. Osmanlı padişahı ve 109. İslam halifesidir. Halk arasında kendisine yaptığı batılı tarzda yeniliklerden dolayı gavur padişah deniyordu. 20 Temmuz 1785 tarihinde İstanbul, Topkapı Sarayı'nda doğdu. Öğrenimi ile Sultan III. Selim padişahlığı sırasında bizzat meşgul olmuştur. Tahta çıkmadan 1 yıl 2 ay önce Sultan IV. Mustafa'nın veliaht-şehzadesi oldu. Keza sarayda O'nun dışında Osmanlı ailesinden hiçbir erkek bulunmamaktaydı. Kabakçı Mustafa isyanı sonunda tahttan indirilen III. Selim'i tekrar padişah yapmak için gelen, Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa, asilerle birlikte hareket eden Sultan IV. Mustafa'yı tahttan indirdi. Saraya girdiğinde III. Selim'in öldürüldüğünü öğrenen Alemdar Mustafa Paşa, katillerin elinden canını zor kurtaran II. Mahmut'u tahta çıkardı. Sultan II. Mahmut 28 Temmuz 1808 tarihinde tahta çıktığında 23 yaşındaydı. Avrupa'daki yenileşme hareketlerini benimsemişti. Adalet işlerine gereken önemi verdi, yeni kanun ve tüzükler hazırlattı ve bu sebeple kendisine "Adli" sanı verildi. Şiiri, edebiyatı ve bilimi seven, halk arasında dolaşmayı ve onların dertlerini dinlemeyi gerekli gören Sultan II. Mahmut, Osmanlı İmparatorluğunu gerek sosyal bakımdan, gerekse uygarlık açısından ileri bir ülke yapmaya çalıştı. 14 Mart 1827'de, İstanbul'da, Türkiye'nin ilk tıp okulu olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'yi kurdu. Sultan II. Mahmut yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak, 1 Temmuz 1839 günü dinlenmek için gittiği kardeşi Esma Sultan'ın Çamlıca...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Mustafa IV 1807-1808

Sultan Mustafa IV 1807-1808 |  görsel 1
IV. Mustafa Babasi : Birinci Abdülhamid Annesi : Ayse Saniye Perver Sultan Dogumu : 8 Eylül 1779 Vefati . 16 Kasim 1808 Saltanati : 1807 - 1808 (1) sene IV. Mustafa, (d. 8 Eylül 1779 – ö. 17 Kasım 1808). 29. Osmanlı padişahı ve 108. İslam halifesidir. Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda tahttan indirilen amcazadesi Sultan III. Selim'in yerine, 29 Mayıs 1807 günü tahta çıktığında 28 yaşındaydı. Saltanatı dönemindeki önemli olaylar Sultan IV. Mustafa'nın şehzadeliği boyunca kendisine bir evlat gibi davranan Sultan III. Selim aleyhinde isyancılarla işbirliğine girmesi ve onun öldürülmesi için emir vermesi, karakteri hakkında fikir vermektedir. 14 ay süren saltanatında III. Selim'in ıslahat için kurduğu Nizam-ı Cedit ortadan kaldırılmıştır. Tahta çıktığında devletin merkezi otorite ve hakimiyeti gittikçe zayıflıyor, Sultan III. Selim ve Nizam-ı Cedid yandaşları yakalandıkları yerde öldürülüyordu. Sultan IV. Mustafa'nın tahta çıkmasını sağlayan Kabakçı Mustafa ve yandaşları devlet yönetiminde etkin rol oynuyor, kendi adamlarını önemli mevkilere getiriyorlardı. Osmanlı Devleti bu isyandan sonra yeniçerilere çok büyük tavizler verdi. Ancak yeniçerilerin istekleri hiçbir zaman bitmedi. Hatta Osmanlı tarihinde hiç görülmemiş bir antlaşma yapıldı. Kabakçı Mustafa isyanında baş rol oynayan yeniçeri ağalarının, kendilerini sağlama almak için yaptıkları bu antlaşmaya göre, yeniçeriler devlet işlerine karışmayacak ve Osmanlı Devleti bu isyandan dolayı Yeniçeri ocağını sorumlu tutmayacaktı. Sultan III. Selim taraftarları, bu karışık ortam içinde Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa'ya sığınmışlardı. Alemdar Mustafa Paşa Osmanlı-Rus...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Selim III 1789-1807

Sultan Selim III 1789-1807 |  görsel 1
III. Selim   Babasi . Üçüncü Mustafa Annesi . Mihrisah Sultan Dogumu : 24 Aralik 1761 Vefati . 28 Temmuz 1808 Saltanati : 1789 - 1807 (18) sene III. Selim, (Osmanlı Türkçesi: سليم ثالث Selīm-i sālis) (d. 24 Aralık 1761 - ö. 28 Temmuz 1808), 28. Osmanlı padişahı ve 107. İslam halifesidir. III. Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde babası III. Mustafa'nın saltanatı döneminde dünyaya geldi. Babası 1774 yılında öldüğünde sadece 13 yaşında olduğu için amcası I. Abdülhamit tahta çıktı. I. Abdülhamit şehzade Selim'e kendisinden önceki padişahların tersine, oldukça iyi davrandı. Kafes (oda hapsi) hayatı yaşamasına rağmen Selim'in iyi bir eğitim almasına izin verdi. Şehzade Selim müzik ve şiirle ilgilendi. Fransa'nın Fransız Devrimi öncesindeki son kralı olan XVI. Louis'le mektuplaştı. Daha tahta çıkmadan Osmanlı Devleti'nde köklü bir yapısal değişikliğe gerek olduğu inancına vardı. I. Abdülhamit 7 Nisan 1789 yılında ölünce, III. Selim Avrupa'yı temelinden sarsacak olan Fransız Devriminin eşiğinde tahta çıktı. III. Selim tahta çıktığında Osmanlı Devleti hem Avusturya hem de Rusya'yla savaş halindeydi. Başarısızlıkla sonuçlanan bu savaşlar 1792 yılında Avusturya'yla yapılan Ziştovi Antlaşması ve 1792 yılında Rusya'yla yapılan Yaş Antlaşmasıyla son buldu. Böylece III. Selim Osmanlı ordusunda çoktandır yapmak istediği yenilikleri yapma fırsatı buldu. 1793 yılında Nizam-ı Cedid ordusunu kurdu. Bu sırada Napolyon Bonapart'ın komutası altındaki Fransız orduları bütün Avrupa'ya üstünlüğünü kabul ettirmiş, Osmanlı Devleti'ne ait olan Mısır'a saldırmıştı (1798). Osmanlı ordusu Mısır'ı başarıyla savundu. 1801 yılında yapılan El-Ariş Antlaşmasıyla Fransa Mısır'd...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Abdülhamid 1774-1789

Sultan Abdülhamid 1774-1789 |  görsel 1
I. Abdülhamit Babasi . Üçüncü Ahmed Annesi . Rabia sermi Sultan Dogumu : 20 Mart 1725 Vefati . 7 Nisan 1789 Saltanati : 1774 - 1789 (15) sene I. Abdülhamit Osmanlı Türkçesi: عبد الحميد اول `Abdü’l-Ḥamīd-i evvel 27. Osmanlı padişahı ve 106. İslam halifesidir. (d. 20 Mart 1725 – ö. 7 Nisan 1789). III. Ahmet'in oğlu ve III. Mustafa'ın kardeşidir. Sultan I. Abdülhamit, siyasi ve askeri ıslahatlara girişti. Bugün İstanbul Teknik Üniversitesi olarak bilinen okulu, "Mühendishane-i Bahr-i Hümayun" adıyla, avrupai tarzda bir askeri mühendislik okulu olarak açtı. Yeniçeri ocağına ve donanmaya yeni bir çehre kazandırmaya çalıştı. Sürat Topçuları Ocağı'nı kurdurdu, Yeniçerilerin sayımını yaptırdı ve gereksiz yere fazla para alanları tespit ettirdi. Bu faaliyetleri yürüten Sadrazam Halil Hamit Paşa, menfaati bozulanlar tarafından padişaha şikayet edildi. Halil Hamit Paşa, yaptığı tüm olumlu çalışmalara rağmen Sultan I. Abdülhamit'in emriyle idam edildi. Sultan I. Abdülhamit, bütün başarısızlıklara rağmen Osmanlı padişahları arasında iyi niyeti ve gayreti ile anıldı. Zarif ve alçakgönüllü kişiliğiyle takdir topladı. 1782 yılı yazında İstanbul'da çıkan yangında itfaiye işlerini bizzat kendisi yürütmesi sonucu halkın sevgisini de kazanmıştı. Saltanatı Dönemindeki Önemli Olaylar İstihkam okulu açılmıştır. Yeniçeri sayımı yapılmış ve ulufe alım satımı yasaklanmıştır. Sürat topçuları ocağı genişletilmiş, lağımcı ve humbaracı ocakları ıslah edilmiştir. Küçük Kaynarca Antlaşması Sultan I. Abdülhamit, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşının kötü şekilde devam ettiği bir dönemde tahta geçti....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Mustafa III 1757-1774

Sultan Mustafa III 1757-1774 |  görsel 1
III. Mustafa Babasi . Üçüncü Ahmed Annesi . Mihrimah Sultan Dogumu : 28 Ocak 1717 Vefati . 21 Ocak 1774 Saltanati : 1757 - 1774 (17) sene III. Mustafa, (Divan Edebiyatı'nda ki adıyla Cihangir) (d. 28 Ocak 1717 – ö. 21 Ocak 1774). 26. Osmanlı padişahı ve 105. İslam halifesidir. Babası Sultan III. Ahmet, annesi Emine Mihr-î-Mâh Sultan'dır. Babasının 1730'da padişahlıktan çekilmesinden sonra yirmi yedi yıl kafes hayatı yaşamıştır. Amcasının oğlu III. Osman'ın ölümü üzerine 1757'de tahta geçmiştir. Saltanatı III. Mustafa (Levni) Başa geçtikten sonra sadrazam Koca Ragıp Paşa'yı görevde bıraktı. Malî durumu düzeltmek için sarayın giderlerini azalttı ve yolsuzlukların üzerine gitti ancak başarılı olamadı. Orduda topçu sınıfını düzeltmek için Baron de Tott'a "Sürat topçuları" adında askerî bir birlik kurdurdu. Rusların 1770'te Çeşme'de Osmanlı donanmasını yakmaları üzerine yeni bir donanma hazırlanmasına çalıştı. Bu donanmanıın subaylarını yetiştirmek üzere 1773 yılında Mühendishane-i Bahr-i Hümayun'u kurdurdu.(Aslında bu genel bir yanlış olup Mühendishane-i Bahr-i Hümayun 1775 yılında I.Abdülhamid zamanında kurulmuştur.) Laleli Camii'ni yaptırdı. Ayrıca depremde yıkılan Fatih Camii'ni yeniden yaptırdı. Saltanatının son dönemine 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı hâkim oldu. III. Mustafa ordusunun zayıflığını bilmekle beraber II. Katerina döneminde Rusya'nın Lehistan'a yaptığı müdaheleler yüzünden Rusya'ya karşı savaş ilan etti. Savaş sırasında Baltık Denizi'nden yola çıkan Rus Donanması Çeşme'de Osmanlı donanmasını yaktı. III. Mustafa savaşı bitirmek için girişimlerde bulund...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sultan Osman III 1754-1757

Sultan Osman III 1754-1757 |  görsel 1
III. Osman Babasi . Ikinci Mustafa Annesi . Sehsuvar Valide Sultan Dogumu : 2 Ocak 1699 Vefati . 30 Ekim 1757 Saltanatr : 1754 - 1757 (3) sene III. Osman (Osmân-ı Salis), (d. 2 Ocak 1699 – ö. 30 Ekim 1757). 25. Osmanlı padişahı ve 104. İslam halifesidir. II. Mustafa'nın (1695-1703) oğlu ve I. Mahmud'un (1730-54) kardeşidir. Hükümdarlık dönemi 1754-1757 yılları arasıdır. Babası tahttan indirildiği sırada henüz dört yaşındaydı. Babasının ölümünden sonra Edirne'den İstanbul'a getirilen III.Osman, 17. yüzyıldan itibaren uygulanan şehzadelerin sancaklar yerine sarayda yetiştirilmesi gereği Topkapı Sarayı'nda Şehzadegan Dairesi'ne kapatıldı ve burada 51 yıl kapalı kaldı.  İyi bir eğitim almış, kendini yetiştirmişti. Yumuşak karakteri olmasına karşın, çabuk kızar ve sinirli hareket ederdi.  Şefkat ve merhamet sahibi, özellikle yalanı ve rüşveti sevmeyen bir insandı. Ağabeyi Sultan I.Mahmut'un aksine müziği sevmez ve kadınlara iltifat etmezdi. Sultan Üçüncü Osman'ın musikiden nefret ettiği için bütün müzisyenleri saraydan uzaklaştırdı. Sarayda dolaşırken cariyelerle karşılaşmak istemediği için ayakkabılarına demir ökçeler taktırmıştı. Ökçelerden çıkan sesi duyan cariyeler padişahın geldiğini öğrenip yoldan çekiliyorlardı.2 yıl, 10 ay, 18 gün saltanat sürmüş ve bu süre içinde yedi tane veziri azam değiştirmiş, dönemi boyunca içte ve dışta barış ve huzur yaşanmıştır. 30 Ekim 1756 tarihinde şirpençeden veya dolayı vefat etmiş ve Yeni Cami Turhan Valide Sultan türbesine defnedilmiştir Döneminde Yapılan Bazı Eserler İstanbul'da mimari çalışmalara devam edilmiş, I. Mahmut döneminde yapılmaya başlanan Nuruosmaniye Ca...