TÜRKİYE GENEL TANITIM
>

MÜRŞİDE YOL VERİN BİZDE VARALIM

CANDA OLAN OL CAN NURU GÖRELİM

İLMİ KUR'AN OKUYALIM BİLELİM

İLMİ VEREN BİR ALLAH IM VAR BENİM

Nakşibendi Üveysi Ders Tarifesi


EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Vefa, Fatih

Vefa, Fatih stanbul sur içi diye tabir edilen tarihî yarımadada bulunan eski bir semttir. Vefa, Eminönü sınırları içinde bulunmaktadır ve idari olarak "Molla Hüsrev" mahallesine karşılık gelmektedir. Bozasıyla meşhur olan semt, Vefa Spor Külübü ile de bilinmektedir. Ayrıca hala eğitim-öğretime devam etmekte olan tarihi Vefa Lisesi bu semtte bulunmaktadır.Süleymaniye Camii ve Vefa Kilisesi bu semtte bulunmaktadır. Mesih Mehmed Paşa Camii Mesih Mehmet Paşa Camii, Mimar Davud Ağa'nın III. Murad'ın sadrazamlarından Mesih Mehmed Paşa adına yaptığı, Karagümrük'te bulunan bir camidir. Kıble yönüne göre Hırkai Şerif Camii'nin solundadır. 1585'da yapılmıştır. Tek kubbeli, tek minareli, üç kapılı, çinilidir. Mihrabı çıkıntılıdır. İstanbul'un Fatih ilçesinde Muhtesip İskender mahallesinde, Yavuz Selim kavşağından aşağıya inerken sağda Eski Ali Paşa caddesi üzerindedir. Camide kabri bulunan Mesih Mehmed Paşa'nın türbesinde Cami'nin mimarının Mimar Sinan olduğu yazar. Fakat Ahmet Refik caminin Davut Ağa'ya "mal edildiğini" söyler.[1] Caminin yakınında Hırkai Şerif Camii bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı caminin mihrabı çıkıktır, sekiz kemerlidir. Son cemaat yeri beş kubbelidir. Mihrap ve minberindeki sanatkarlık açısından değerlidir. Cami yan galerileri de bu yapıya mahsustur....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Vefa Kilise Camii

Vefa Kilise Camii Vefa Kilise Camii İstanbul'un Vefa semtindeki bir dini yapıdır. Kilise olasılıkla Hagia Thedoros'a adanmıştır. Kompleks, İstanbul'un Komnenos ve Palaigolos mimarisinin bir örneğidir. Vefa Kilise Camii Doğu Ortodoks kilisesi formunda olup, Osmanlı'lar zamanında kiliseye dönüştürülmüştür. İstanbul'un fethi'nden sonra cami olarak kullanılmıştır. Yunan haçı planına göre yapılmıştır. Binanın kuzey ve güney cephelerindeki yan dehlizler 1833 yangınında yok olmuştur. Tarihi İstanbul'un üçüncü tepesi sırtlarına uzanan binanın ilk hali hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kilisenin, duvarcılık işine göre 11. yüzyıl sonu, 12. yüzyıl başlarında Alexios I Komnenos döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır. Hagios Thedoros'a adanmış olup olmadığı da kesin değildir. Yapı 4. Haçlı seferinden sonra İstanbul'un latin kontolünde olduğu dönemde Roma Katolik kilisesi olarak kullanıldı. Osmanlı'nın İstanbul'u fethinden kısa bir süre sonra kilise, Fatih Sultan Mehmed'in hocası alim Molla Gürani tarafından cami haline getirildi. Molla Gürani kısa süre sonra İstanbul'un ilk müftüsü olacaktı. Cami daha sonra onun adıyla isimlendirildi. 1883 yılındaki bir yangında ağaç kısımları yandı ve cami tahrip oldu. Yapı 1937 yılında kısmi bir resterasyon gördü. Mozaikleri yeniden keşfedildi ve temizlendi.

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Ali Paşa Camii

Ali Paşa Camii   Ağa Mescidi veya Yakub Ağa Mescidi diye de bilinen Ali Paşa Camii, Bayezıt'ta İstanbul Üniversitesi merkez binası  avlusunun güney doğu kapısının karşısında, Mer­can Caddesi ile Fuat Paşa Caddesi'nin. ke­siştiği köşededir. Banisi, Eski saray Ağası Yakub Ağa'dır. Kabri, Otakçılar'da ha­mam civarındaki Ak Türbe karşısında, kendi hayrı olan mektebin avlusundadır (1) Mezar taşındaki. vefat tarihi H. 954  (M. 1547) dir. Şu halde mescid, bundan Önceki bir tarihte yapılmış olmalıdır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Harbiye Nezareti olan şimdiki İstanbul Üniversi­tesi merkez binası, daha önce Serasker ka­pısı, çevresindeki geniş avlu da askerin tö­ren ve talim alanıydı. Vaka-i Hayriye'den önce ise burada "Eski saray" diye anılan büyük ve tarihi bir saray bulunmaktaydı. Eski saray'da ölenlerin cenaze namazları bu Ağa Mescidinde kılınırdı. Cenaze hiz­metleri de mescidin imamlarına tahsis edilmişti (2). Ağa Mescidi, daha sonra bir yangında harap olmuş ve şimdi dış giriş kapısının sa­ğında bulunan kitabesinde de belirtildiği üzere Sadrazam Ali Paşa tarafından H. 1286 (M. 1869) tarihinde, Sultan Aziz döne­minde yapılan camiler Üslûbunda fevkani kârgir, sekiz köşeli ve tek kubbeli olarak yeniden ihya edilmiştir. Minberini III. Murad'ın zevcesi Valide-i Atik Nurbanu Sultan koydurmuştur (3). Altında sebili de bulu­nan camiin mimarı İtalyan Bariori'dir. (4). O zamanlar hizmetine karşılık olarak Ali Paşa'ya devlet hazinesinden Fuat Paşa Caddesi üzerinde muhteşem bir saray yap­tırılmıştı. Paşa'ya içinde oturmak nasip ol­mayan bu saray bir ara Mercan İdadisi. sonra Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye dairesi olmuş ve Mercan yangınında yanmıştır. Enkazı 1946 yılında kaldırılan harabesi, halk arasında "Yanık Saray...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Burmalı Mescidi

Burmalı Mescidi Vefa'da Şehzade Camiin kuzey yönün­de ve avlu duvarı önünde yer alan Burmalı Mescid, Mısır kadılarından olan Mevlânâ Emin Nureddin Osman tarafından yaptırıl­mıştır (1). 1553 yılından daha önce yaptırıl­mış olan cami zamanla harap olmuş, kad­ro dışı bırakılmış ve başka amaçlar için kullanılmıştı. 1930'lu yıllarda dört duvar­dan ibaret bir yıkıntı halindeydi. Sonraları üstüne bir sundurma çatı çekilerek maran­gozhane yapıldı. Ancak 1955 yılından sonra onarılarak ihya edildi. İstanbul'daki tek burma minareli cami olarak dikkati çeker. Cami, banisinin adına nisbetle aynı zaman­da Emin Nureddin adıyla da anılır (2). Bütün olarak tek bir çatı ile örtülü olan Burmalı Mescid, bir sıra kesme taş ve üç sıra tuğla ile yapılmıştır. Sivri kemerleri de tuğladandır.           Bir Nakşi dergahı olan bu yapı, cumhuriyetten önce zikirler ve ebedi, ilmi sohbetler yapılan bir yerdi. 1922 de vakıflara geçerek kapatılmış; daha sonra bir bölümünde Türkistan Gençler Birliği yerleşmiştir. Çok harap bir durumdayken çıkan bir yangın sonucu üst katı bütünüyle harap olmuştu. Mescit 1927 yılında Türkistan Gençler Birliği tarafından konferans salonu haline getirilmişti. (1) Halen yarı harap şekilde bulunan mescidin bazı bölümlerinde oturanlar vardır. İç kısımda bağımsız ve sonradan yapıldığı belli olan bir bina daha vardır ki  o da işgal edilmiş durumdadır. Bani camiin solundaki hazirede gömü­lüdür. Yedi satırlık kabir taşı yazısına göre H, 961 (M. 1553 - 1554) yılında vefat etmiş­tir.   MİMARİ YAPISI    :  Son cemaat yeri dört mermer sütuna oturan ...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

KARAGÜMRÜK

KARAGÜMRÜK 1453 Salı Sabahı Fatih Sultan Mehmed'in Edirnekapı'dan İstanbul'a girip ilk ayak bastığı bölgede yer alan semtimiz; Fatih Sultan Mehmed'in Osmanlı İmparatorluğu'nun en ünlü külhanbeyi olan Kara Davud'a şehrin surlarından Hıristiyan, Musevi ve Müslüman insanların giriş çıkışlarını, gümrük vb. işlerini kontrol etme sorumluluğunu verdikten sonra zamanla şimdiki ismini almış, İstanbul'un ilk Türk semtidir. KARAGÜMRÜK'ÜN COĞRAFİ KONUMU: Karagümrük semtini, Saraçhane’nden Edirnekapı’ya uzanan Fevzi Paşa caddesi, Aksaray’ı Topkapı-Edirnekapı Caddesi’ne bağlayan Vatan Caddesi (Adnan Menderes Bulvarı) ile yine Aksaray’ı Topkapı’ya bağlayan Millet Caddesi (Turgut Özal Caddesi) sınırlamaktadır. Karagümrük, şehrin surlarının batı kesimine yakındır. Edirnekapı- Bayezid ana ekseninin güneyinde yer alır. Hırka-i Şerif Camii'nden başlayarak kuzeybatıda Mihrimah Sultan Camii arasından Fatih Nişancası tarafı ile güneyde Keçeciler Caddesi arasındaki bölge Karagümrük sayılmaktadır. Osmanlı İstanbul’unun en eski ve en ünlü semtlerindendir. Burası memur, medreseli ve esnaftan oluşan şehir ahalisiyle, İstanbul Türkçesi'nin en güzel şekilde konuşulduğu mahallelerdendi. Son otuz yılda kontrolsüz biçimde gelişen beton yapılaşma ile çehresi değişmiştir. Bu arada sakinlerinin önemlice kısmı başka semtlere göç etmişse de, her şeye rağmen çarşısı ve mahallenin atmosferiyle birçok semte nazaran eskiyi muhafaza edebilen yerlerdendir. Karagümrük İstanbul surlarının, batı kıyısına yakın bir yerleşme yeri olmasına rağmen İstanbul'un kenar mahallelerinin özelliklerini taşımaz. Bilakis Fatih, Çarşamba ve Aksaray ile aynı sınıf ahali kompozisyonu gösterir. ...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Kumrulu mescidi

Kumrulu mescidi   TARİHİ : Fatih, Yavus Selim Caddesi, Müstakimzade Sokağında bulunan mescid, Fatih Camii’nin mimarı olan, Sinanüddin Bin Yusuf (Sinan-ı Atik) tarafından kendi adına yaptırılmıştır. Mescidin köşesindeki akmayan küçükçeşmesin ayna taşında bir çift kumru kabartması olduğundan dolayı halk arasında “Kumrulu Mescid” diye de meşhur olmuştur. MİMARİ YAPISI : Duvarları kâgir, çatısı, son cemaat yeri ve minberi ahşap iken 1963-64 yılında, Cami Derneği tarafından bazı yapı değişiklikleriyle yeniden yapılmıştır. Tek şerefeli minaresi XIX. Yüzyıla aittir. Mihrabı  çini minber ve kürsüsü betan olup renkli mermer süsü verilmiştir. Düz beton olan tavanında “İhlası Şerif” yazılıdır. 1979 yılında yapılan Kur’an Kursu’na bağlı olarak cami içine kalorifer tertibatı döşenmiştir. İç duvar etekleri yarıya kadar seramikle kaplanmıştır. Ayakkabılıkları mermerdir. Müezzin ve kadınlar mahfili ile son cemaat mahalli bulunan caminin iç kısmı 150 m2 ‘dir. Avlusu yoktur. İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri’ndeki vakfiyesi, 1267 numarada kayıtlı bulunmaktadır. Vakfiye tarihleri ise H.869/M.1464 ve H.873/M.1468’dir. Mescidin banisi Sinanüddin Bin Yusuf hazirede medfûndur. Devrinin motifleriyle işlenmiş kıymetli mezar taşında H.876/ M.1471 tarihinde vefat ettiği yazılıdır. MEŞRUTASI : Bir imam-hatip ve bir müezzin-kayyımı bulunan cami’nin yeterli meşrutası tuvalet ve abdest alma yeri bulunmaktadır. Ortalama cemâatı vakit namazlarında 70-80, Cuma namazlarında 150-200 civarındadır....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Nişancı Paşa Camii

Nişancı Paşa Camii TARİHİ : Câmi, Fatih  Çarşamba semtinde, Kocadede Mahallesi, Nişanca caddesi üzerindedir. Câminin kapısı üzerinde, caminin inşâsına H.992 / M.1554’de başlayıp H.997 / M. 1588 tarihinde bittiğini gösteren nesir halinde bir kitâbesi vardır. Câminin bânisi III.Murad Devri vezirlerinden Cedid Nişancı (Yeni Nişancı) Boyalı Mehmed Paşa’dır ki, Halep kadısı iken H.950 / M. 1543 yılında orada vefat eden Pîr Ahmet efendinin oğludur. Kubbelatında VI.Vezir iken sonsuzluk âlemine göçmüştür. H.1004 / M.1596 Rebiu’l-âhir. Mezkûr câminin harîminde müstakil bir türbede medfûn bulunmaktadır. Vefatına rahmetli Sa’î'nîn söylediği şu tarih, türbesinin kapısının üstündeki kitâbede yazılıdır: “Dediler Vâsılı Hak oldu Nişancı Paşa”. MİMARİ YAPISI : Câmi giriş kapısın iki yanında bulunan kitabelere göre câmi, H.1179/ M. 1766’da Sultân III.Mustafa zamanında Mehmed Paşanın torunu Şükrüllah efendi tarafından ilk defa, Sultân III.Mahmud devrinde H.1251 / M.1835’te zamanın Vakıf Nâzırı Mekkizâde Mustafa Asım efendi tarafından ikinci defa tamir ettirilmiştir (3). Son olarak da 1958 yılında Vakıflarca restore edilmiştir. Câmi Mimar Sinan’ın son yıllarına ait eserlerindendir. Yeniliklerle dolu iç mekânı, dış görünüşü ve olgun nisbetleri ile Mimar Davut Ağa ve Mehmed Ağa’nın rolü olsa da yine tamamına Sinan üslûbu hakimdir . Nişancı Mehmed Paşa Câmii’nde Mimar Sinan tarafından geliştirmiş olan sekizgen şemanın daha önce denenmemiş değişik bir uygulamasına şahit oluyoruz. Bu arada sekiz adet sivri kemere binen 14.20 m. çapındaki harîm kubbesi sekiz yarım kubbe ile  desteklenmektedir....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Sankiyedim Mescidi

Sankiyedim Mescidi TARİHİ: Camii, Fatih Sinanağa Mahallesi Kırbacı Sokakta bulunmaktadır. Banisi Keçeci Hayreddin veya Adana’lı Şakir Efendi olduğu ve bu zatın canı bir şey istedikçe o istediği şeyin bedelini bir yana ayırıp, “Sanki Yedim” diyerek para biriktirdiği, biriken paralarla bu mescidi yaptırdığı rivayet edilmektedir. Günümüzde takriben 300 yıl önce inşa edildiği bildirilen cami birinci cihan harbinden önce Fatih yangınında yanmış, elli yıl kadar muattal ve harap halde iken, 1959-1960 yıllarında halkın yardımı ve gayretleriyle yeniden ihya edilerek ibadete açılması sağlanmıştır. Fakat eski binadan hiçbir eser kalmamıştır. MİMARİ YAPISI : Mimari özelliğe sahip olmamakla birlikte fevkani ve betonarme  olarak yapılan mabedin bir büyük ve dört çeyrek kubbesi olup, kurşunla kaplıdır. Caminin arka kısmında mahfili olup, minaresi tek şerefeli ve betonarme olarak yapılmıştır. Cami, konumu itabriyle apartmanların arasına sıkışmış bir durumdadır. İç alanı 100 m2, dış kısmı ile birlikte 130 m2’dir. MEŞRUTASI : Caminin bir imam-hatip ve bir müezzin-kayyımı vardır. Tuvaleti ve abdest alma yeri yeterlidir. Meşrutası vardır. Vakit namazlarında 30-40, Cuma namazlarında ise 200-250 civarında cemaati bulunmaktadır.

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

İskenderpaşa Camii

İskenderpaşa Camii TARİHİ:  Şehremini, Ereğli Mahallesi İskender Ağa Camii sokağında bulunmaktadır. Yaya başılardan İskenderağa tarafından kendi adına XVI.yüzyıl arasında yaptırılmıştır. Vakfiye tarihi H.945/M.1538’dir. Kabri camii haziresinde bulunmaktadır. XVII.yüzyılda İstanbul’un geçirmiş olduğu yangınlarda yanmış olan camii, 1963 yılında betonarme olarak son cemaat mahalli ve kadınlar mahfil ile birlikte yeniden inşa edilip ibadete açılmıştır. MİMARİ YAPISI :  730 m2 alanı, 128 m2’sini ihtiva eden cami, kubbesiz ve ahşap çatılıdır. Minaresi tek şerefeli ve betonarmedir. Caminin sağında bulunan minareye içeriden çıkılmaktadır. Mihrabı alçı, kürsü ve minberi ahşaptandır. Üst pencereleri ilave ve karanfil motifleriyle tezyin edilmiş olup, orta göbeklerinde ismi celal, ismi nebi ve cihari yari Güzin isemlire yazılıdır. MEŞRUTASI : Caminin abdest alma yeri, tuvaleti, imam ve müzzin için yeterli meşrutası ve yaz kursları için yapılmış kur’an kursu binası bulunmaktadır. Bir imam-hatibi ile bir müezzin-kayyımının görev yaptığı, İskender ağa caminin vakit namazlarında 40-50, Cuma namazlarında ise 250-300 civarında cemaati bulunmaktadır.

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Hüsam Bey camii

Hüsam Bey camii TARİHİ :  Fatih, İtfaiye caddesi üzerindedir. Camii, H.1021/M.1612 yılında vefat eden Şeyhülislam Sun’ullah Efendi tarafından kendi yaptırılmıştır. Sun’ullah Efendinin aynı tarihi taşıyan mezar taşı hazirededir. Hadika banisinin H.1073/M.1662 yılında Kaptan Paşa iken Akdeniz’de vefat eden Ali Paşanın babası Hüsamettin Hasan Beyefendi olduğunu söylemekte ise de o nun minberini koydurmuş olması veya yeniden yaptırmış olması muhtemeldir. MİMARİ YAPISI :  Giriş kapısının üzerindeki Sami Efendi hattı ile yazılan kitabeye göre, cami yandığından H.1329/M.1911 yılında Halil Efendi tarafından yeniden yaptırılmıştır. Mescid kare planlı, kagir ve çatılıdır. Minberi, kürsüsü ve kadınlar mahfili ahşaptır. Mihrabı ise alçıdandır. Caminin içerisinden çıkılan minaresi tek şerefeli olup taştandır. MEŞRUTASI : Gasilhanesi bulunan ve cenaze namazı kılınan bu caminin cemaatına dar geldiği ifadesiyle caminin sonuna yapılan beton ilave ile yeni bir namaz sahnı elde edilmiştir. Son cemaat yeri ile ayrıca imam odası bulunan bu caminin tuvaleti ve abdest alma yerleri mektebin avlusundadır. Vakit namazlarında 150-170, Cuma namazlarında ise 450-500 kışı cemaati bulunmaktadır. Bir imam-hatibi ve bir müezzin-kayyımı vardır. Meşrutası yeterlidir.

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

ammam-ı Muhyiddin Camii

ammam-ı Muhyiddin Camii :  Dramanın Haliç tarafında kendi adıyla anılan mahallesindedir. Banisi Muhiddin Hamami’dir. Mihrabı önünde medfundur. Caminin ilk yapılış tarihi belli olmamakla beraber, vakıf tarihi olan H.907/M.1501 den önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Hamami Muhiddin’in Yavaşça Şahin Mahallesinde yıllık geliri 5584 akçe olan 32 odalı bir hanının mevcud olduğu belirtilmiş ise de bugün bu han dan eser kalmamıştır.         MİMARİ YAPISI :  Duvarları taş ve tuğladan olan cami, düz ahşap çatılıdır. H.1142/m.1729 muharrem ayı başında (M.Temmuz 1729) meydana gelen büyük Balat yangınında yanan camilerin devlet erkanı tarafından yaptırılması emrolunduğu sırada bu mescidi, Melek Ahmet Ağa yeniden yaptırmıştır. Ayrıca minber koydurduğu gibi yanına bir de okul yaptırmış ve kendi vakfı olan Üsküdar’daki Ahmediye Camiinden vazifelerinin ücret ve masraflarını tayin etmiştir.                MEŞRUTASI :  Yakınında faal bir resmi olmayan  kız Kur’an Kursu vardır. ibadete açık olan bu caminin bir imam-hatip ve bir müezzin-kayyım kadrosu bulunmaktadır. Vakit namazlarında 25-30, Cuma namazlarında ise 80-100 civarında cemaati bulunmaktadır. Meşrutası bulunmaktadır.

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Dülgerzade Camii

Dülgerzade Camii TARİHİ :      Fatih, Saraçhânebaşı, Macar Kardeşler Caddesıindedir. Fatih Devri ricalinden Şemsüd­dîn Ahmed Efendi tarafından yaptırılmıştır. İlk inşâ tarihi kesin olarak bilinmemekle be­raber, baninin vefat tarihi olan H. 887/M.1482'den evvel yapıldığı anlaşılmak­tadır. Vakfiye tarihi H.907/M.1502Miı). Vakfiyesinde bani Dülgeroğlu'nun yalnız "unvanı" zikredilmiş olup isim geçmemek­tedir. Vakıfları şunlardır: 1- Mercan Ağa mahallesinde 4240 îradlı 10 dükkân, Bunların karşısında 720 akçelik 5 dükkân, 3- Yine burada 360 akçelik 2 hücre, 4- Bu dükkânlar karşısında 852 akçe îradlı 5 hücre,  5-  Mescid yakınında 660 iradlı 8 hücre, 6- Sultan Bâyezid Camii yakınında 1260 ak­çe îradlı 7 dükkân, 7~ Mescid yakınında 1800 akçelik 10 dükkân, 8-  Zemîn-ı maktu 360 akçe, 9-   Mescid  hareminde   "ulemâ  ve   fakır süknâsı" olmak üzere, 15 hücredir^.  Bu hücrelerden beş tanesi halen tamir edil­miş vaziyette mevcuttur. Hadîka baninin İsmini Şemsüddîn Habîb Efendi olarak bildirmiş ve camiin minberini Osman Ağa'mn koydurduğunu ifade H.926/M.1519 tarihli Ayasofya Vakıf Defterİ'nde Dülgeroğlu câmıınin tamamının ve­ya bir kısmının "Can alıcı Kılİsesı"nin arsa­sı üzerine kurulduğu, fakat o tarihte kilise­nin kendisinin mevcut kaldığı da belirtil-mistir). MİMARİ YAPISI : Zamanla harap olan camiin sonradan ilave edilen çatısı ve ahşap olan son cemâat mahllı ve muhtelif zamanlarda yapılan tamirler ile asli hüviyetinin kaybolduğu bilinmektedir'5'. Cami, 19744981 yılları arası Vakıflar İda-resi'nın nezareti...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Bıçakçı Alaaddin Camii

Bıçakçı Alaaddin Camii (Sofular) TARİHİ :     Fatih, Sofular Caddesini Horhor Caddesine bağlayan Molla Hüsrev Sokağının üzerindedir. Mescid, H.970/M.1562 yılında vefat eden Sünbül Efendi Halifelerinden Şeyh Alaaddin Ali Kefevi’nin zaviyesi idi. Zaviyenin sokağa açılan kapısından girilince, mescidin kapısı bugünkü gibi sağda bulunuyordu. Bu kapının hemen sağında ve duvar içinde yan yana iki çeşme bulunmaktadır. Bunlardan birincisi küçük kemerli bir niş içerisinde olup suyu kesilmiş bir çeşmedir. Dört köşesinde üslublaşmış dört gül motifi bulunan ayna taşının üzerinde iki kitabesi vardır.                MİMARİ YAPISI :        Zamanla harap olan bu mescid, 1974 ve 1977 yılları arasında Vakıflar İdaresi tarafından halkın da yardımlarıyla yeniden, kesme taş ve tuğladan inşa edilerek ibadete açılmıştır. Çatısı, Minberi ve kürsüsü ahşap, mihrabı ise mermerdir. Kadınlar mahfili betondur. Alt katında Kur’an Kursu bulunmaktadır.                MEŞRUTASI :      Üç katlı iyi bir meşrutası bulunan bu caminin iç alanı 200 m2, bahçesinin alanı ise 1000 m2’dir. Cemaati, vakit namazlarında 40-50, Cuma namazlarında 250-300 civarındadır. Bir müezzin-kayyım görev yapmaktadır....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Aşıkpaşa Camii

Aşıkpaşa Camii   ARİHİ : Fatih, Küçükmustafapaşa Şair Baki Sokağındadır. Caminin bulunduğu muhit Aşık Paşa diye anılır. Bu cami, Aşık Paşa ahfadından “Tarih-i Al-i Osman” müellifi Derviş Ahmet Aşıkı tarafından sevabını ceddi nin ruhuna ithaf maksadıyla yaptırmıştır. İnşa tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İstanbul Vakıfları tahrir Defteri bu yapıya geniş yer ayırmış olup, mahallesi ve vakıfları bulunduğunu bildirmiştir. MİMARİ YAPISI  : Camii, kesme taşla inşa edilmiş olup kareye yakın planlıdır. 12x12 m2’lik bir alanı kaplar. Çapı 8 m. Olan kubbe, sekiz köşeli sağır bir kasnağa dayanır. Camii XVIII.yüzyılda Darüssaade Ağalarından Hüseyin Ağa tarafından ihya ettirildiğinden bu isimle de anılır. MEŞRUTASI :  Bir imam-hatip kadrosu bulunan camiide ortalama cemaat sayısı vakit namazlarında 25-30, Cuma namazlarında ise 120-150 civarındadır. Tuvalet ve abdest alma yerleri yeterlidir. BALİPAŞA CAMİİ TARİHİ :       Fatih, Hocaüveyz mahallesi, Bâli paşa caddesi Hoca Efendi Sokağında bulunmaktadır.      Câmi, kapısı üstündeki II. Bâyezid’in Haremi Hümâyün Gılmanlarından Hüda-î mahlasını takınan Kenan Bey’e ait olan kitâbesine göre, Sultân II. Bâyezid’in Vezirlerinden İskender Paşa’nın damadı Bâli Paşa tarafından yapımına başlanmış, Paşa’nın vefatı üzerine İskender Paşa’nın kızı ve Bâli Paşa’nın zevcesi Hüma Hâtun tarafından H.910/M.1504 yılında tamamlanmış ve minber de koydurulmuştur.(Giriş kapı üzerindedeki kitabede:Yaptı bu Camii Hüma Hatun-Binti İskender-i zaman ol mah-Hak kabul ide gösterip didar-Kıla mahşerde şefaat ona ilah-Dedi anın hüdayı tarihin-Mescidi ümmeti Resulullah..910/1504/05 yazmaktadır).Bazı kaynaklarda is...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

KEYCİ HATUN CAMİİ

KEYCİ HATUN  CAMİİ TARİHİ : Haseki  Caddesi, Nakşî Sokağında bulunmaktadır.Bâniyesi Keyci Hâtun olup H.890/M.1485 tarihinde  kendi adına yaptırılmıştır.Kendisinin mihrâp önünde medfûn olduğu zikredilmektedir. Ama bugün bu kabre rastlanmamaktadır.Câminin adı,dağlayarak tedavi yapan anlamına gelen ‘‘Keyci Hâtun’’yerine tahrif edilerek Keçi Hâtun şeklinde söylenmektedir. Vakfiye tarihi H.1890/M.1485’de tescil edilmiştir.  MİMARİ YAPISI : Câminin duvarları taş,tavanı beton ve üzeri ahşap çatılı olarak yapılmıştır.Zamanla harap olan câmi,Sultân II.Abdülhamid devrinde yenilenmiştir.Minberini Mollacıkzâde rahmetli İshak Efendi koydurmuştur.Câmi, içten 8.40 m. Eninde,9.10 m. Derinliğindedir. Câminin sağında olan tek şerefeli minaresi taş ve tuğladan yapılmış olup, girişi son cemâat mahallindedir. 1969 yılında halk tarafından yeniden esaslı bir tâmir gören câminin, minber, kürsü ve kadınlar mahvili ahşap, mihrabı ise alçıdandır. MEŞRUTASI : Duvar etekleri ahşap kaplama olan câminin müezzin mahfili ve girişin solunda imam odası bulunmaktadır. Son cemâat mahalli camekânla örtülüdür.    Yeterli tuvalet ve abdest alma muslukları ve meşrutası olan câminin bir imam-hatibi vardır. Vakit namazlarında 30–40, cuma namazlarında ise 100–150 cemâati bulunmaktadır.

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Otakçılar Mescidi

Otakçılar Mescidi Eyüp Otakçılardadır. Otakçıbaşı Camisi olarak bilinir. Fetih dönemi otakçıbaşılarından (savaş alanında ya da gereken herhangi bir yerde, saltanat çadırını kuran asker) Fethullah Efendi tarafından 15. yüzyılda yaptırılmış. 1683 yılında Kızlarağası Gazanfer Ağa tarafından tekrar inşaa edilmiş   Kızıl Minare Mescidi İstanbul'da Fatih ilçesinde, Gureba Hüseyin Ağa Mahallesi'nde Horhor Caddesi'ndeki Kızıl Minare Mescidi iki yapıdan oluşan bir bütündür. Adnan Menderes Bulvarı (eski Vatan Caddesi) tarafından Fatih'e çıkan Horhor Caddesi ile Halit Ağa Sokağı köşesindedir. Birinci yapı kubbeli bir camidir ve minaresi kırmızı tuğlalıdır. Sağındaki bitişik ikinci yapı ise mescittir ve kubbeli camiden alçaktadır. Cami yapısı kullanılmayıp, mescid bölümü açıktır. Mescid girişindeki levhada caminin Mehmet bin İlyas tarafından 1521'de yaptırıldığı yazılıdır. Mescid alçak tavanlı bir girişten sonra kıbleye doğru uzanan dikdörtgen bir sahından ibaret ahşap bir yapıdır. Şerefeden yukarısı güdük olan kırmızı tuğlalı minare bu iki yapı arasında (eski cami ile yeni mescid arasında) kalır. Mescidin klasik olarak ortada mermer mihrabı, sağda ahşap minberi, solda ahşap kürsüsü, kırmızı şeritli yeşil halısı bulunmaktadır. Tavan beyaz boyalı olup, uzunlamasına dikdörtgen alanın ilk girişteki bölümü üzeri hanımlar balkonudur. Mihrabın sağ ve solunda iki üstte iki altta olmak üzere dört ahşap pencere vardır. Sol duvardan eski camiye açılan kapıdan caminin içi görülür. Kubbeli bölüm Mayıs 2008'de tekrar ibadete açılmıştır. İstanbul'da, hatta Türkiye'de minare kaidesinin cami içinde olduğu tek camidir. İç duvarları boydan boya çinilerle kaplıdır. ...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Defterdar Camii

Defterdar Camii   Defterdar Camii, ya da Defterdar Mahmut Efendi Camii, İstanbul'un Eyüp ilçesinde bulunan, 1542 yılında Defterdar Nazlı Mahmut Efendi tarafından yaptırılmış olan bir Osmanlı camiidir. Mimarı Mimar Sinan'dır. Öteki camilerden farklı olarak Defterdar Camii'nin aleminde hilal yerine hokka ve divit bulunmaktadır. 1997 yılındaki bir fırtına sırasında düşüp kırılan hokka ve divitin yerine 30 Mayıs 2007 tarihinde yenisi konulmuştur. Defterdar Süleyman Çelebi Camii Mimar Sinan'a ait bir cami, Fatih Cibali Üsküplü caddesindeki Süleyman Çelebi Camii yahut Üsküplü camiidir. Kadir Has Üniversitesi'nin arkasında,Unkapanı'na yakındır. Fakat bir de Defterdar Camii diye bilinen yine Mimar Sinan'a ait cami Eyüp Defterdar'dadır. Hattat Nazlı Mahmud Çelebi 1541'de yaptırmıştır. Vakıfların tamirinde minare tepesine ilk camiye uygun olarak banisinin yaptığı gibi hokka ve divit konulmuştur. Ahşap kırma çatılı bu cami kesmetaştan duvarlıdır. Avluya tek kapıdan girilir ve bir açık türbede banisi yatar. Mermer sütunlu son cemaat yeri vardır. Harimde tavan düz, mihrap mukarnaslıdır, kadınlar bölümü ve maksuresi vardır, üç tarafı mezarlıktır.

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Gülhane Parkı

Gülhane Parkı Gülhane Parkı, İstanbul ilinin Fatih ilçesinde yer alan tarihî bir parktır. Alay Köşkü, Topkapı Sarayı ve Sarayburnu arasında yer alır. Gülhane Parkı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Topkapı Sarayı'nın dış bahçesiydi ve içinde bir koru ve gül bahçelerini barındırırdı. Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımı olan Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839'da Abdülmecit döneminde Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı'nda okunmuştur ve bu nedenle Gülhane Hatt-ı Hümayunu da denir. İstanbul şehremini operatör Cemil Paşa (Topuzlu) zamanında düzenlenerek 1912 yılında park haline getirildi ve halka açıldı. Toplam alanı 163 dönüm kadardır. Parkın girişinde sağ tarafta İstanbul şehremini ve belediye başkanlarının büstleri vardır. Parkın ortasından iki yanı ağaçlı yol geçer. Bu yolun sağında ve solunda dinlenme yerleri, çocuk bahçesi bulunmaktadır. Boğaza doğru kıvrılarak inen yokuşun hemen sağında bir Aşık Veysel heykeli, yokuşun sonuna doğru biraz üst kısımda ise Romalılardan kalma Gotlar Sütunu vardır. Sarayburnu Parkı kısmı eskiden Sirkeci demiryolu hattı üstünden bir köprüyle ana parka bağlıydı. Bu kısım sonradan sahilyolu (1958) ile parktan ayrıldı. Sarayburnu kısmında Atatürk'ün Cumhuriyetten sonra dikilen ilk heykeli (3 Ekim 1926) bulunur. Heykel, Avusturalyalı mimar Kripel tarafından yapılmıştır. Atatürk, halka latin harflerini halka ilk defa bu parkta 1 Eylül 1928 tarihinde gösterdi. Atatürk'ün naaşı Ankara'ya gönderilirken, İstanbul'daki son tören Gülhane Parkı'nın Sarayburnu bölümünde 19 Kasım 1938 tarihinde yapıldı. Tabut, top arabasından 12 general tarafından alınarak Yavuz zırhlısına götürülmek üzere rıhtımdak...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Rami, Eyüp

Rami, Eyüp Rami İstanbul'un Eyüp ilçesine bağlı büyük ve tarihi bir semttir. Adını Osmanlı padişahı II. Mustafa döneminde önce Reis-ül Küttablık sonra da sadrazamlık yapan Rami Mehmed Paşa'dan alır. II. Mustafa'nın bu semtte Sadrazam Rami Mehmed Paşa'ya hediye olarak verdiği arazi Rami Çiftliği olarak anılmaya başlamış, zamanla semtin adı Rami haline gelmiştir[1]. II. Abdülhamit zamanında birçok devlet görevlisi bu semtte yerleşmiştir. Tarihi Rami Kışlası, Hacı Ali Paşa İlköğretim Okulu ve camii semtin tarihi yapılarındandır. Rami semti günümüzde de bölge ekonomisi için büyük önem arzetmekte olup, İstanbul Kuru Gıda Hali bu semtte bulunmaktadır. Otakçılar, Eyüp İstanbul'un Eyüp ilçesi hudutlarına dahil olan Otakçılar mahallesi, Haliç köprüsünün kenarındadır. Tarihi evleri, karakolu ve tarihi mezarlıklarıyla ünlüdür. Semtin en önemli eserlerinden biri de Fethi Çelebi Camii'dir. Mahallenin adı, 1453 yılında İstanbul'un fethine dayanır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederken OTAĞ'ını bu mahalleye kurmuştur. Zamanla mahalle adı OTAKÇILAR adını almıştır. Fatih Sultan Mehmet'in emriyle yaptırılan Fethi Çelebi Camii, Türklerin İstanbul'u fethinden önceki son Cuma Namazında Fatih Sultan Mehmet'e ev sahipliği yapmasıyla ünlüdür 

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Mahmutpaşa, Fatih

Mahmutpaşa, Fatih Mahmutpaşa, İstanbul'da Fatih ilçesinde semt. Adı, Fatih Sultan Mehmet'in sadrazamı Mahmud Paşa'dan (ö. 1474) gelir. Mahmut Paşa burada İstanbul'un en eski dini yapısı sayılan bir külliye (yapılışı 1462) ile birlikte 265 dükkânlık bir çarşı yaptırdı. Tayahatun ve Sururi mahallelerini içine alan semtte, bir kısmı 17.-18. yüzyıllardan kalan iş hanlarının içinde küçük sanat sahiplerinin atölyeleri toplanır. Semt I. Dünya Savaşı'nda İngiliz uçakları tarafından bombalanmıştır. Bu 1. Dünya Savaşı'nda İstanbul'a yapılan tek uçakla bombalamadır.[1] Ana eksenini, giyim eşyası ve manifaturacı dükkânlarının sıralandığı Mahmutpaşa Yokuşu meydana getirir. Mahmutpaşa'da çok iplik ve pardesü satılır. Gedikpaşa, Fatih Gedikpaşa, İstanbul, Fatih İlçesi'nde, Emin Sinan, Küçük Ayasofya, Kadırga, Şahsuvar, Muhsine Hatun, Nişanca, Mimar Kemalettin ve Beyazıt mahalleleri ile çevrili olup, Mimar Hayrettin Mahallesi sınırları içinde kalan semt. Adını, II. Mehmed (Fatih) döneminin (1451-1481) sadrazamı ve kaptan-ı deryası Gedik Ahmed Paşa'nın (ö. 1482) yaptırdığı çifte hamamdan almıştır. Kaynaklarda adı geçen ve aynı adı taşıyan cami ve medrese günümüze kadar gelememiştir. Gedikpaşa semti, Bizans'ın ünlü Kadırga Limanı'nın hemen kuzeyinde yer almaktadır. Çevrede bulunan Bizans kalıntılarından anlaşıldığına göre, semt çok eskiden beri meskundur. Gedikpaşa'nın İstanbul'un fethinden sonra da, kentin en eski Osmanlı yerleşmelerinden biri olduğu bilinmektedir. 15. ve 16. yüzyıllarda semtin ahalisinin çoğunu Rum ve Ermeniler oluşturuyordu. Bazı kaynaklara göre, Fatih İstanbul'u fethettikten sonra, olası bir Rum ayaklanmasını önlemek amac...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Edirnekapı, Fatih

Edirnekapı, Fatih Edirnekapı İstanbul'un en tanınan semtlerinden biridir. Fatih İlçesi sınırları içerisindedir. İstanbul'un sur kapılarından birini oluşturur. Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'ın isteğiyle Mimar Sinan tarafından yapılan Mihrimah Sultan Camii burada yer alır. Tahtakale, Fatih Tahtakale, Eminönü'nde, Mısır Çarşısı'nın güneybatısında, Mercan'la Rüstem Paşa Camii ve Hasırcılar Caddesi arasında kalan semt. Tahtakale bir liman içi semt ve önemli ticaret iskelelerinin hemen arkasında uzanan bir bölge olarak Bizans ve Osmanlı dönemleri boyunca ve günümüzde bir ticaret ve iş bölgesi olma özelliğini sürdürmüştür. Günümüzde Tahtakale son derece hareketli bir ticaret hayatına tanık olmaktadır. İstanbul'un en eski sokak dokusunun iyi korunduğu az sayıdaki semtinden biri olarak çoğu yokuş ve dar sokaklarında girift bir araç ve insan trafiği görülür. 1980 öncesinde gayrıresmi döviz işlemleriyle de ünlü olan semt, Tahtakale Borsası teriminin doğmasına neden olmuş, ancak 1980'lerin ortasından itibaren döviz işlemleri üzerindeki yasağın kalkmasıyla bu özelliğini kaybetmiştir. Tarihçe  Semtin adının ne zaman ve neden Tahtakale olduğu kesinlik kazanmamıştır. İlk akla gelen burada tahta bir kale olabileceği ise de, Taht-el Kala'nın (kale altı) bozulmuş şekli olduğu akla daha yakındır....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Ayvansaray, Fatih

Ayvansaray, Fatih Ayvansaray, İstanbul'un Fatih ilçesine bağlı mahallelerden biridir. Tarihî yarımadada, suriçinde kalan mahalle Haliç'in güney kıyılarında kurulmuştur. Doğusunda Balat, batısında, Eyüp'ün Defterdar mahallesi, kuzeyinde Haliç ve güneyinde Edirnekapı yer alır. Günümüzde Ayvansaray, Bizans döneminde antik Blakernai (Yunanca: Βλαχέρναι) semtinin kurulu olduğu yerdedir. Mahallenin adının kökenine ilişkin birkaç görüş vardır. Bunlardan biri; Osmanlı döneminde saraya ait bazı egzotik hayvanların özellikle de fillerin, buradaki Blaherne Sarayı'nda (günümüzde Tekfur Sarayı) barındırılmasından ötürü bu semte "hayvan sarayı" dendiği; bunun da zamanla değişerek Ayvansaray'a dönüştüğü yönündedir. Bir diğer yaygın kanı da, semt adının yüksek bina anlamına gelen "eyvan" sözcüğünden geldiğidir. Ayvansaray'da gerek Bizans döneminden, gerekse Osmanlı döneminden kalma pek çok tarihî yapıt bulunur. Bunlar arasında, Bizans döneminde kilise olarak kullanılırken İstanbul'un Türklerce ele geçirilmesinden sonra camiye çevrilen Atik Mustafa Paşa Camii, Tekfur Sarayı kalıntıları ve Anemas Zindanları vardır....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Hırkai Şerif, Fatih

Hırkai Şerif, Fatih Hırkai Şerif, İstanbul, Fatih İlçesi'nde, adını Hırka-i Şerif Camii'nden alan semt. Kuzeybatıdan Karagümrük, kuzeydoğudan Atikali ve güneydoğudan Akşemseddin mahalleleriyle çevrilidir. Aksaray, Fatih Aksaray İstanbul'da Fatih ve Eminönü ilçeleri ile Vatan Caddesi ile Millet Caddesi'nin kesiştiği yerde yer alan ve İstanbul'un en tanınan semtlerinden biridir. Unkapanı, Fatih, Laleli, Fındıkzade ve Yenikapı semtleriyle çevrilmiştir. Fatih Sultan Mehmet'in Sadrazamı İshak Paşa'nın, İç Anadolu'daki il'ı ele geçirdikten sonra bölge insanlarının yerleştirdiği yöreye de Aksaray adı verilmiştir. Şehir tramvayı ve Hafif Metro'nun kesiştiği yerde olması ve Yenikapı Deniz Otobüsü İskelesi ile Topkapı, Taksim ve Beşiktaş gibi semtlerin ortasında olması nedeniyle şehiriçi ulaşımda ana bir aktarma noktası olarak bilinmektedir. Bunun yanında Taksim - Levent Metrosunun da Aksaray'da ki aktarma noktasına ilerletme çalışmaları sürmektedir. Fındıkzade bölgesi çevresinde bulunan hastaneler nedeniyle sağlık alanında önemli yerlerindendir. Pertevniyal Lisesi ve Pertevniyal Valide Sultan Camii semtin diğer dikkat çeken noktalarıdır....

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Karagümrük, Fatih

Karagümrük, Fatih Karagümrük, Fatih İstanbul ili Fatih ilçesine bağlı tarihi semt. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethetmesinin ardından Surlarla çevrili İstanbul'un Rumeli topraklarına karadan giriş ve çıkışlarının yapıldığı Edirnekapı'daki "Kara Gümrüğü"nden dolayı ismi zaman içinde "Karagümrük" olmuştur. Deniz Gümrüğü de Haliç'te bulunmaktaydı. 1453 Salı Sabahı Fatih Sultan Mehmed'in Edirnekapı'dan İstanbul'a girip ilk ayak bastığı bölgede yer alan Karagümrük; Fatih Sultan Mehmed'in Osmanlı İmparatorluğu'nun en ünlü külhanbeyi olan Kara Davud'a şehrin surlarından Hıristiyan, Musevi ve Müslüman insanların giriş çıkışlarını, gümrük vb. işlerini kontrol etme sorumluluğunu verdikten sonra kurulan, İstanbul'un ilk Türk semtidir. Coğrafi Konumu  Karagümrük semtini, Saraçhane’nden Edirnekapı’ya uzanan Fevzi Paşa caddesi, Aksaray’ı Topkapı-Edirnekapı Caddesi’ne bağlayan Vatan Caddesi (Adnan Menderes Bulvarı) ile yine Aksaray’ı Topkapı’ya bağlayan Millet Caddesi (Turgut Özal Caddesi) sınırlamaktadır. Karagümrük, şehrin surlarının batı kesimine yakındır. Edirnekapı- Bayezid ana ekseninin güneyinde yer alır. Hırka-i Şerif Camii'nden başlayarak kuzeybatıda Mihrimah Sultan Camii arasından Fatih Nişancası tarafı ile güneyde Keçeciler Caddesi arasındaki bölge Karagümrük sayılmaktadır. Osmanlı İstanbul’unun en eski ve en ünlü semtlerindendir. Burası memur, medreseli ve esnaftan oluşan şehir ahalisiyle, İstanbul Türkçesi'nin en güzel şekilde konuşulduğu mahallelerdendi. Son otuz yılda kontrolsüz biçimde gelişen beton yapılaşma ile çehresi değişmiştir. Bu arada sakinle...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Yenikapı, Fatih

Yenikapı, Fatih Yenikapı İstanbul'un Fatih ilçesi sınırları içinde Marmara Denizi sahilinde yer alan bir semttir. Ayrıca İstanbul Surları'nın kapılarından biridir. Semt Kennedy Caddesi ve Mustafa Kemal Caddesi'nin kesiştiği noktanın etrafında gelişmiştir. Batıda Samatya, doğuda Kumkapı, kuzeyinde ise Aksaray semtlerine komuşudur. Yenikapı semti Marmara Denizi kıyısında bulunan diğer semtler gibi Rum ve Ermeni vatandaşlarının yoğunlukta bulunduğu bir semtti. 20. yüzyılda gazino, taverna, lunapark ve çay bahçelerinin yoğunlaştığı bir yer haline geldi. İstanbul'un Avrupa yakasına hizmet veren Banliyö trenlerinin bir istasyonu Yenikapı'da bulunmaktadır. Günümüzde Marmara Denizi'ndeki çeşitli noktalara giden deniz otobüsleri ve feribotlar Yenikapı'dan kalkmaktadır. Marmaray projesi tamamlandığı zaman Yenikapı'da yeni bir yeraltı istasyonu hizmete açılacaktır.

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Beyazıt Meydanı

Beyazıt Meydanı Beyazıt Meydanı, İstanbul'da, tarihî yarımadanın merkezinde, kentin ana ulaşım akslarının odağındaki meydan ve çevresindeki semt. Bizans döneminde kentin en büyük meydanı, Türk döneminde ise bir saray meydanı olan bugünkü Beyazıt Meydanı kent imgesini oluşturan temel öğelerden biridir. Çevresindeki Bayezid Camii'ni ve mahallesini de içine alan Beyazıt semti vardır. Semtin sınırları, Divanyolu yönünde Çarşıkapı ve Kapalıçarşı, güneyde Soğanağa Mahallesi, batıda Aksaray yönünde Hasan Paşa Hanı, Seyyid Hasan Paşa Külliyesi ve İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi ile belirlenen bölge ve Kuyucu Murad Paşa Medresesi'nin sınır oluşturduğu Vezneciler, kuzeyde Eski Saray yani üniversiteyi içine almak üzere Rıza Paşa ve Mercan yokuşlarının başlangıç noktalarıyla tanımlanır. Bayezid Camii Bayezid Camii (Beyazıt Camii ve Beyazıd Camii olarak da bilinir) Sultan II. Bayezid tarafından İstanbul'un Bayezid semtinde ünlü bir cami. Tarihçe   Sultan Bayezid Veli tarafından, Cümle kapısında Şeyh Hamdullah'ın yazdığı kitabeye göre 1501-1506 yılları arasında beş yılda tamamlanmıştır. www.google.com Mimari birer şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. Minarelerin arası 87 m. açıktır. Mihrab ön tarafında Sultan Bayezid türbesi bulunur. Selçuk Hatun, Büyük Reşit Paşa'nın mezarları burada bulunmaktadır.Kıbleye dönük girilen cümle kapısı İstanbul Üniversitesi'ne bakar. Sağında Bayezid Devlet Kütüphanesi, solunda eski Bayezid Medresesi, şimdiki Vakıf Hat Sanatları Müzesi görülür. Bu müzede Hz. Muhammed(s.a.v)'in kabir toprağı, saçı şerifi, kabe örtüsü gibi kutsal emanetler bulunmaktadır. Cümle k...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Kadırga, Fatih

Kadırga, Fatih Kadırga, İstanbul ilinin Fatih ilçesinde bulunan eskiden kadırgaların barındığı büyük bir liman olan Kadırga Meydanı'nı da içinde bulunduran bir semt. Günümüzde asırlık ağaçların bulunduğu sakin bir semt olan Kadırga'da, Bizans'ın en eski limanı olan Kadırga Limanı, tarih boyunca Portus Novus (Yeni Liman), İustinus Limanı ve Sophia Limanı adları ile de anılmıştır. İlk isim, limanı inşa ettiren İmparator İustinus'a (361-578) izafeten verilmiştir. II. İustinus devrinde (565-578) imparatoriçe Sophia tarafından tamir ve ilavelerden dolayı limana imparatoriçenin adı verilmiştir. Sophia Limanı, Ayasofya ve Atmeydanı'ndan denize inen yolun üstünde ve imparator sarayının (Bukeleon) da yakınında olduğundan, Bizans'ın en önemli merkezlerinden biriydi. Burada, muhtelif heykel ve abidelerden başka, tacirler için de "Sigma" denilen bir toplanma alanı vardı. Latin istilasından az bir zaman önce İstanbul'u ziyaret eden Novgorod başpiskoposu Antuan, Kadırga Limanı'nı şu suretle tasvir etmiştir: "İpodrom'dan Condoscopum'a digerken, parmaklıklı muazzam demir kapıya rastlanır. Deniz bu ızgaradan geçerek şehrin içlerine doğru gider. Fırtınalı günlerde 2-3 yüz kürekli 300 kadar gemi barındırır." Kadırga Limanı, Bizans İmparatorluğu'nun sonuna kadar kullanılmış, Osmanlı'nın İstanbul'u fethinden sonra da, bir zaman, küçük gemilere iskele olmuştur. 1550 senesine doğru İstanbul'a gelen Gyllius'un ifadesine göre liman, duvarlarla çevrilmişti. Fakat orada hala su birikintisi vardı ve civar evlerin kadınları çamaşırlarını burada yıkarlardı. Kadırga Meydanı, bugün, civar halkın bir mesire ve mahalle çocuklarının bir oyun yeridir. Burada bulunan dört köşeli çeşme, III. Ahmet'in kızı Esma Sultan (1724-1...

EY İNSAN KENDİNİ ASLA ÇARESİZ HİSSETME ALLAH TEALA BİR KAPI KAPAR BİN KAPI AÇAR

(İrşadi Bayburdi)

Eminönü, Fatih

Eminönü, Fatih Eminönü, İstanbul'un bir semtidir. Tarihî yarımada olarak bilinen kısmında yer alır. Kuzeyden Haliç, güneyden Marmara Denizi, doğudan İstanbul Boğazı ile çevrilidir. 7 Mart 2008 tarihine kadar ilçe belediyesi olan Eminönü bu tarihte kabul edilen kanunla Fatih ilçesine bağlanmıştır. Bütünüyle İstanbul kentinin tarihi çekirdeği olan sur içinde yer alır ve merkezi alanın en canlı bölgelerinden birini oluşturur. Osmanlı döneminde Deniz Gümrüğü ve Gümrük Eminliğinin burada bulunması sebebiyle Eminönü adını almış, Fatih ilçesiyle birlikte cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul'un merkezi ilçesi olmuştur. İlçe olduğu dönemde yüzölçümü bakımından Adalar'ın ardından İstanbul en küçük ilçesiydi. Nüfusu 1955 yılına kadar artmaya devam eden Eminönü'nün önemli semtleri, zamanla konut alanı olmaktan çıkıp, ticaret bölgesine dönüşünce, nüfus da azalma sürecine girmiştir. 1990 yılında 83.444 olan nüfusu, son nüfus sayımında 55.548 olarak tespit edilmiştir. Yüzölçümü 5 km²'dir.Toplam 33 mahalleden oluşmaktadır. İstanbul’un Haliç girişinde, kentin kurulduğundan bugüne var olan limanın, Sirkeci’yle birlikte önemli bir bölümünü Eminönü semti oluşturmaktadır. Kent yaşamının önemli bir odağı olduğu kadar, dünyanın en önemli limanlarından birinin merkezi olan bu semt, Unkapanı yolu üzerinde yer alan İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin Eminönü Kampüsü'nden başlayıp İstanbul Ticaret Odası’nın binası ile devam eden ve Sirkeci'ye kadar uzanan kıyı şeridi ve onun hemen arkasındaki çarşı bölgesin...